Rehberlik Karneye Doğru

Karneye Doğru

Sevgili veli;

             Hepimizi heyecanlandıran bir karne günü daha geldi. İsteriz ki çocuğumuz başarılı olsun, evimiz sevinçle dolsun.

              Ancak her zaman çocuğun karnesi bizi istediğimiz şekilde mutlu etmeyebilir. Böyle durumlarda bir şeyleri yeniden gözden geçirmek ve ikinci dönem için bunlara yönelik tedbir almak da fayda vardır. Örneğin çocuğun kişisel özellikleri…. Burada çocuğun davranış özelliklerinden , arkadaşlarına;Yaş dönemi özelliklerinden öğrenme biçimine kadar pek çok etken vardır. Ya da aileden kaynaklanan nedenler; aile içi iletişimden , çocuğa yaklaşıma , ders çalışma ortamına kadar pek çok etkeni içinde barındırır. Ve tabi ki okuldan kaynaklanan pek çok neden de çocuğu başarısız yapar..

           Karneniz istediğiniz gibi ise tebrikler. Çocuğunuz kötü bir karne ile mi geldi, korkmayın, korkutmayın. Ceza vermeyin. Bilin ki bu davranışlar severek öğrenmeyi engeller. Niçin başarısız olduğunu anlamaya çalışın. İletişim becerilerinizi ön plana çıkarın. Unutmayın iyi bir iletişim dili pek çok sorununuzun çözümünde anahtar olacaktır. Tatilinizi iyi planlayın. Çocuklarınızın gezmelerine, eğlenmelerine, dinlenmelerine fırsat tanıyın. Ama biraz da eksiklerin tamamlanması için kısa süreli çalışmalarla birlikte, bol bol kitap okumalarını  teşvik edin.

            Biz öğretmenleri olarak okuldayız, çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için yanındayız.

            İyi tatiller dileğiyle

                                                                                       Remziye YANIK

                                                                                   Rehber öğretmen

             Sevgili anne/baba

             Biliyor musunuz;

             Hiçbir çocuk anne babasını incitmek, hayal kırıklığına uğratmak istemez. Anne-babasının, öğretmeninin veya bir başkasının saygı ve sevgisini kaybetmek istemez. Kötü görünmek veya kötü olmak da istemez. Alaya alınmak hiç istemez. Aptal, tembel, budala görünmek istemez. Başka bir çocuk (Kardeş, kuzen, komşu) kadar iyi olmak ister, çalışmalarıyla takdir görmek ister.

        Sizin istediğiniz mükemmel çocuk olamasam da, aslında duygularım çoğu zaman böyle . Beni anla ve hatalarımla birlikte sev lutfen . Beni dinle, büyüdüğümü fark et, değişimimi destekle. Sabırlı ol, çünkü en çok bu dönemde sabrınıza ihtiyacım var . Bedenim değişiyor, duygularım değişiyor, dikkatim dağılıyor, dünya sanki benim etrafımda dönüyor. Kendine güvenli bir genç olmamı istiyorsan lütfen bana kulak ver, bırak biraz açılayım. Sakin ol, engin denizlerden korkarım, fazla uzağa gidemem…. İzin ver arkadaşlarım olsun; onlar benim sırdaşım; bu aralar en büyük ilaç arkadaşlarım. Hata yapabilirim ,  ama unutma ben senin çocuğunum. Bana verdiğin emek bir hatayla yok olmaz, telafisini de bilirim. Senin çocuğunum, nihayetinde senin doğruların, benim doğruluk kitabım.  Sizi seviyorum…

                                                                                                Sevgilerimle

                                                                                                Oğlun/Kızın

UNUTMAYALIM..

‘Göz bozukluğu gördüklerinizi sınırlar, görüş bozukluğu ise yaptıklarınızı….’

 

KÜÇÜK BİR NOT…

Çocuklarınıza nasıl hitap edersiniz?

Aslanım, yakışıklım, ceylanım, hayatım, aşkım, erkeğim, bebeğim….

Anne baba çocuklarına seslenirken hitaplara çok dikkat edilmeli. Çünkü bu hitap tarzları çocukta istenmeyen bazı duyguların uyanmasına neden olabilir. Onlar sizin çocuklarınız, siz çocukların anne babasısınız. Bilmeliyiz ki ,  çocuklara paşa oğlum demeniz çocuğunuzu paşa yapmaz ama ‘Yaramaz, terbiyesiz, ahlaksız, salak’ demeniz o çocukta olumlu davranış görmenizi engeller. Bu kendini gerçekleştiren kehanettir.

 MARANGOZ (Kıssadan Hisse)

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhide çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi le birlikte daha özgür bir yaşam sürmek istediğinden söz etti. Aldığı ücretini elbette özleyecekti; ama emekli olmayı da çok özlüyordu.

            Müteahhit iyi işçinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak , son bir ev daha yapmasının rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti. Ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek çok kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti…. İşini bitirdiğinde , işveren evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. ‘Bu ev senin’ dedi. ‘Sana benden hediye..’  Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı… Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi…. O zaman onu böyle yapar mıydı?

 

        Sevgili veli;

Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da şoka girer, bu benim eserim mi deriz. Ne var ki geriye dönemeyiz.

           Unutmayın….

           Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar, bir duvar dikersiniz. ‘Hayat bir kendin yap tasarımıdır’

 

         Lütfen;

-Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın, çocuklarınıza öyle çalışmayı öğretin.

- Hiç incinmemiş gibi sevin; çocuklarınıza öyle sevmeyi öğretin.

- Kimse izlemiyormuş gibi dans edin; bırakın çocuklarınız öyle dans etsin.

 Yayın:21.01.2013 - Güncelleme:21.01.2013 - 15:19