Okulumuz Başarı ve Motivasyon

Başarı ve Motivasyon

BAŞARININ DÖRT BASAMAĞI

1. Ne istediğini bilmek

2. Harekete geçmek

3. Yaptıklarınızın sonuçlarını farketmeyi öğrenmek

4. Peşinde olduğunuz sonuçları alana kadar davranışlarınızı değiştirmeye hazır olmak

 

Eylemleriniz sizi ulaşmak istediğiniz son noktaya yaklaştırıyor mu ?

Eğer ilk etapta başaramadıysanız farklı bir yol deneyin .

Başarısızlık yoktur, yalnızca sonuçlar vardır.

Bir seçeneğe sahip olmak hiç seçeneğe sahip olmamak demektir.

İki seçeneğe sahip olmak ikilem yaratır.

Üç ve daha fazla seçeneğin olması ise amacınıza ulaşmak için en iyi yolu seçme özgürlüğünü getirir.

 


 

 

LÜTFEN AZALTMAYA ÇALIŞIN

 

·Gözlerinizi yapamadıklarınıza çevirmek,

·Müzik eşliğinde çalışmak,

·Zorlanılan derslerin dışlanması,

·Aşırı kaygı(güvensizlik),

·Yatarak(uzanarak)çalışmak,

·Çalışma anında hayallere dalmak,

·Uzayıp giden telefon konuşmaları yapmak,

·Çalışmayı tamamlamadan bırakmak,

·Arkadaşlara “hayır!” diyememek,

·Televizyona takılıp kalmak,

·Dersler,konular hakkında yetersiz bilgi sahibi olmak,

·Düzenli tekrarlar yapmamak,

·Plansız, programsız çalışmak,

·Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak,

·Zamanı denetleyememek,

·Yanlışlardan ders almamak,noksanları gidermemek,

·Sınav bilgi ve tekniklerini yeterince bilmemek,

·Motivasyon noksanlığı, isteksizlik.


 

 

Başarı Üzerine..

 

Başarı için başlamayı seçin...

 

Hayattan ve kendinizden şikâyetçi olmak yerine, bugün kendiniz için küçük bir adım atın. Yapmak isteyip de yapamadığınız ya da cesaret edemediğiniz bir şey yapın. Küçük başarılar, büyük başarılar için ilk adımdır. Gücünüz de var, yeteneğiniz de. Kötümser `Yapılamaz` der. İyimser `Yapılabilir` der. Motivasyona sahip kişi ise, `Yaptım` der. Her sabah sizi motive edici mesajlar dinleseydiniz, zihniniz, yüreğiniz, ruhunuz coşku ve heyecanla dolsaydı, gününüz nasıl geçerdi? Bir arkadaşınız, öğretmeniniz veya aileniz sizinle ilham veren, enerjinizi arttıran `Yapabilirsin! Başarabilirsin!` mesajlarıyla dolu bir konuşma yapsaydı içinizdeki gerçek potansiyelinizi ortaya çıkarmak için içsel gücünüzü kim bilir nasıl kullanırdınız? 

Her şeyi yapabilme, her şey olabilme, yaşamınızın her boyutunu istediğiniz şekilde değiştirme gücünüz var. Başlangıç noktası her yerdir. Bir turist ziyaret ettiği kasabanın yaşlı marangozuna sorar: "Bu kasaba neyiyle ünlüdür?` Yaşlı adam yanıt verir. "Bu kasaba, dünyada gidebileceğiniz her yerin başlangıç noktasıdır. Buradan başlayarak istediğiniz her yere gidebilirsiniz." Yaşlı adam ne kadar haklı. Oysa çoğumuz yaşamın zenginliğinin hazzına varabilmek için başka bir yerde olmamız gerektiğini sanıyoruz: Önce bir noktaya gelelim, özlem duyduğumuz şeylere kavuşalım, ondan sonra mutlu olmaktan bahsedebiliriz.

Şimdi buradayız. Başka bir yerde ve zamanda olmamız imkânsız. Oysa, alacağımız kararları `eğer` sözcüğü yönetiyor. Eğer fen lisesini kazanırsam mutlu olacağım... Eğer sevdiğim kişiyle evlenirsem mutlu olacağım... Eğer çok para kazanacağım bir işe girersem mutlu olacağım... 

Bu eğerler olduğumuz yerden başlamanızı engelliyor. Gücümüzü ve mutluluğumuzu baltalıyor. Şu anda başlangıç noktasındasınız. Dışarıdan kazanacağınızı sandığınız güç içinizde, burnunuzun dibinde. Filler nasıl eğitiliyor biliyor musunuz? Daha yavruyken, kalın bir zincirle hayvanın bacağı bir direğe bağlanıyor. Önceleri hayvan kaçmaya çalışıyor ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabiliyor ne de direği yerinden oynatabiliyor. Fil yavrusu ayağında zincirle büyüyor ve kaçamayacağını kabulleniyor. Özgürlük kavramını yitiriyor. İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülüyor ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanıyor. Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalıyor. Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanıyor. Çoğumuzun yaşamı da çocukluğumuzda koşullandığımız düşünce, duygu ve inanç kalıplarının esaretinde sürüyor. Olağanüstü yetenekleriniz, olağanüstü gücünüz var ve kullanılmayı bekliyor. Eğer yapabileceklerinizin hepsini yapmış olduğunuzu görebilseydiniz çok şaşırırdınız. "Yapamam" deyip yapabileceklerinizi engellemeyin. Tek bir insan bile yapmak istediğinizi başarmışsa aynı güç sizde de var. Ne kadar hızlı koşabileceğinizi bilmek istiyorsanız, olimpiyatlarda en hızlı koşan insanı gözleyin, sokakta yürüyen insanı değil. Olimpiyat şampiyonu da bu başarıyı hak etmek için uzun süre kaslarını, bedenini, düşüncelerini eğitti. Ve yarıştan önce koçu motive edici sözler söyledi, değil mi? Binlerce tonu kaldırabileceği halde, gücünü bilmediği için tahta çubuğun esaretinde yaşayan fil gibi, kendinize empoze ettiğiniz sınırların farkında olun. Gücünüzün ve yeteneklerinizin farkında olduğunuzda, kendinize olan inancınız da artacaktır. Bu güçle dağları devirebilirsiniz. 

Her şey olup bittikten sonra, "Bunu ben de yapabilirdim" dedi adam. Oysa önceleri, "Yapamam" diyordu. Sonra, "Belki yapabilirim" demeye başladı. "Peki bir deneyeyim" noktasına geldiğinde, biri `yapmıştı` bile. Çünkü yapan bir kişi, en başından yapabileceğine inanıyordu. Başarılı insan yaratıcı ve üretkendir. Bir şeyi ancak `yaparak` yapabilirsiniz, yapabileceğinizi düşünmek yetmez. Başarılı insan başarının bir günde oluşmayacağını bilir. Adım adım hedefe yaklaşır. Ve hedefin de ötesine geçer. Sizi olabileceğinizin en iyisi olmaktan, istediklerinize sahip olmaktan ve yapabileceklerinizden alıkoyan ne? Tembellik mi? Risk alma korkusu mu? Başarısızlık korkusu mu? Başarı korkusu mu? Tüm bu korkular daha başlamadan bizi bitirir.

Başarının basamaklarının neresindesiniz? Şimdi yazılanları dikkatle okuyun. 

Yapamam... Yapmam... Ne yapacağımı bilmiyorum... Keşke yapabilseydim... Belki yapacağım... Yapacağım... Belki yapabilirim... Yapabilirim... Yapıyorum... Yaptım.

Edison`a ampulü keşfetmeden önce, başarısız olduğu 999 deneme için ne hissettiğini sormuşlar. Edison şaşırmış: "999 başarısızlık mı? Hayır! Işığa kavuşamamanın 999 yolunu keşfettim o kadar. "Bir öğrenci okulu bırakmaya karar vermiş. Öğretmenine derslerden çok sıkıldığını söylemiş. Öğretmeni onu okulda kalması için ikna etmeye çalışıyormuş. 

"Okuldan vazgeçemezsin genç adam. Tarihte yer alan büyük önderler hedeflerinden vazgeçmedikleri için hatırlanıyorlar. "Thomas Edison, Marie Curie, Simone de Beauvoir, İsmail Çokgören..." Öğrenci şaşırmış, "İsmail Çokgören kim?" "Gördün mü?" demiş öğretmen, "Onu tanımıyorsun. Çünkü o hedefinden çabuk vazgeçti. "Sağlığınız nasıl? Özel hayatınız doyumlu mu? Şu soruları kendinize sorun: Bir başkası olsaydınız, kendinizle iş ortaklığına girer miydiniz? Kendinizi arkadaş olarak, dost olarak seçer miydiniz? Karşı cinsten biri olsaydınız, kendinizi eş seçer miydiniz? Dürüstçe verdiğiniz yanıtları beğenmiyorsanız, bunları `evet`e çevirmek sizin elinizde. Korkular bir illüzyondur. Korkuları, üzerine giderek aşabilirsiniz. Yoksa bilinçaltınızda `sevmek kaybetmektir` kasedi mi var? Sevmek kazanmaktır! Sevdiğiniz kişiyi ya da nesneyi kaybetseniz bile kendinizi kazanırsınız. İçinizdeki özünüz olan sevgi bir şekilde ortaya çıktıktan sonra gittikçe çoğaldığınızı fark edeceksiniz. Ayrıca gerçek olan hiçbir şey kaybedilmez. Kaybolan yalnızca illüzyonlardır. 

Mutluluk, başkalarının ya da koşulların bize isterse sunduğu, isterse sunmadığı, altın tepsiden bir pasta değil ki. O sizin içinizde. Hemen şimdi ve burada yaşamınızı yeni bir yola sokabilirsiniz. Şu anda ne yapıyorsunuz? Bugün kendiniz için küçük bir adım atın. Yapmak isteyip de yapamadığınız ya da cesaret edemediğiniz bir şey yapın. Küçük başarılar, büyük başarıların ilk adımıdır. Gücünüz de var, yeteneğiniz de. Nereden mi biliyorum?

1. Siz bu evrende eşsiz ve özgün bir varlıksınız.

2. Bu yazıyı okumak için kendinize zaman ayıracak kadar kendinizi değerli buluyor ve bir şeyleri değiştirmek istiyorsunuz. Nereye gitmek istediğinizi bilirseniz, istediğiniz yere gidersiniz. Haydi!

BAŞARIYI HEDEF ALIN; MÜKEMMEL OLMAYI DEĞİL,

YANLIŞ YAPMA HAKKINIZDAN VAZGEÇMEYİN; VAZGEÇERSENİZ YENİ ŞEYLER ÖĞRENME VE GELİŞME OLANAĞINIZI KAYBEDERSİNİZ.

UNUTMAYIN;

MÜKEMMELLİĞİN ARKASINDA KORKU YATAR,

İNSAN OLDUĞUNUZU HATIRLAYARAK KORKULARINIZI GÖĞÜSLEYİN.


 

 

İnanç Başarının Neresinde

Başarı tamamıyla şansa bağlıdır!

            Başarı deyince hepimizin aklına bir tanım gelir. Başarı, üzerinde en çok tanım yapılabilen ender kelimelerden biridir, belki de... Sevgi gibi, aşk gibi. Laiklik gibi, demokrasi gibi. Ama kesin olan ve bütün tanımlarda ortak bir nokta vardır ki, başarı; mutluluk vericidir. Ve herkes birşeyler başarmak ister. Itanry David Thoreu bir yerde şöyle demektedir;

“İnsanlar başarmak için doğarlar, başarısızlık için değil.”

            Peki sizce başarının kaynağı nedir?! Yoksa başarılar birer şanstan başka bir şey değil midir. Earl Wilson da öyle diyor! “Başarı mı dedin? Başarı tamamıyla şansa bağlıdır! İnanmazsan başarısız insana sor.”

 

Başarı ve İnanç

            Şüphesiz ki, dini ya da diğer bir takım inançların da başarıya etkisi vardır. Fakat biz burada kişinin başarabileceğine olan inancından başka bir ifadeyle kendine olan inancından bahsedeceğiz. Çoğunluk başarıya inancın başarının yarısı olduğunu söyler. Bence başarıya inanç, başarının yarısından daha fazladır.

            Başarabileceğine inan kişi; fikirler üretir mazeret değil. Çözümler sunar, problem değil. Nasıl yapacağını düşünür, niçin yapamayacağını değil. O şartların oluşmasını beklemez, şartları oluşturmaya çalışır. Fırsatları engel gibi değil, engelleri fırsat gibi görür. O bardağın dolu kısmını görür, boş kısmını değil. Bir köpeğin leşine değil, güzel dişlerine bakar. Onun için her şey bir şey ifade eder. O tereddüt çamuruna batmaz, girişimcidir.  C. Lınk’in dediği gibi;

“Kendini yetersiz gören insan tereddüt içinde beklerken, girişimci insan hata yapmaktan korkmadığından daha üstün hale gelir.”

 

Hokuz Pokuz!...

            Tabii ki, kuru bir inanç başarılı olmak için yeterli değildir. Dil, “Ben yapabilirim.” Derken içinizden bir ses “Hadi canım sen de!” dememelidir. İnsan her şeyiyle başarabileceğine inanmalıdır.

           

Ayrıca inanmak bir sihirli değnek değildir. İnanmak, bir kıvılcım; bir ateşlemedir. Uzaya fırlatılmak üzere bir roket düşünün. Onu fırlatmak için önce roketi ateşlemelisiniz. Sadece ateşlemekle roketi uçuramazsınız, ama ateşlemeden de uçuramazsınız. Tabii ki, roketin uçmasını sağlayan diğer pek çok sistemler topluluğu vardır. Fakat bu sistemleri roketi ateşlemeden çalıştıramazsınız. Veya bir arabayı yürütmeniz için kontağı çevirmeli ve motoru ateşlemelisiniz. İşte inanç da harekete geçmeniz için sizi ateşleyen bir kıvılcımdır. “Evet, başarmak için inanmalısınız.”

 

Vazgeçmeme ve İnanç

            Yurtdışında, alanlarında üstün başarıyı yakalamış insanlarla yapılan bir araştırmaya göre; bu başarılarının altında yatan en büyük etkenin “vazgeçmemeleri” olduğu tespit edilmiştir. Evet başarısızlıklardan yılmama ve vazgeçmeme. Aynen sular gibi...”Mermeri delen suyun gücü değil devamlılığıdır.”

Peki biz nelerden vazgeçmeyiz ya da vazgeçmememizin altında ne yatar?! “Kendini adamak” evet, vazgeçmemenin altında kendini adamak yatmaktadır. Eğer bir insan kendini herhangi bir işe adamışsa, her şeyiyle o işe endeksleşecek ve bütün yetenekleriyle o işe konsantre olacaktır. Dolayısıyla vazgeçmeyecektir, çünkü o her şeyiyle kendini adamış ve yolunun kara sevdalısı olmuştur.

           

Peki öyleyse tekrar soruyorum. Hangimiz inanmadığımız bir işe, bir amaca, bir hedefe ya da bir davaya kendini adar!? “Aslında ben terfi edebilecek birisi değilim, ama!, Pazar payımızı genişletmek çok zor ama neyse!, Aslında ben, iyi bir yönetici ya da başarılı bir iş adamı olamam! Dershaneye gidiyorum ama sınavı kazanacağımı sanmıyorum!” gibi inancın olmadığı cümleleri sarf ederek hedeflerinize konsantre olabilir misiniz?! Böylesi düşünceler sizi harekete geçirebilir mi?!

 

Öyleyse vazgeçmemek için inanmalısınız, kendinizi adayabilmeniz için inanmalısınız ve kısaca; başarmak için inanmalısınız!...

 Yayın:10.12.2012 - Güncelleme:15.01.2013 - 08:10