Kulübler Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü Faaliyetleri ( Diş ve Sağlıklı Beslenme Pano Çalışmaları)

Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü Faaliyetleri ( Diş ve Sağlıklı Beslenme Pano Çalışmaları)

                            Dengeli Beslenme Nedir?

Vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin, vücudun ihtiyacı oranında tüketilmesine dengeli beslenme denir. İnsan vücudu çeşitli protein, vitamin, mineraller ile karbonhidrat, su ve yağ gibi besin öğelerine ihtiyaç duyar. Bu besin öğelerinin her biri farklı oranlarda vücudun ihtiyaç listesindedir. Örneğin, günlük ortalama 2 litre suya ihtiyaç duyan vücudumuza, günlük bir kaç gram vitamin yeterli gelmektedir.

Sağlıklı ve Dengeli beslenme için vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besinleri hangi oranlarda almamız gerektiğiyle ilgili besin piramidi faydalıdır.

Besin Piramidinde de görüldüğü gibi vücudun en az ihtiyaç duyduğu besinler yağlar ve tatlılardır. Tükettiğimiz besinlerin yarıdan fazlası ise karbonhidrat açısından zengin olan ekmek, makarna, pirinç gibi tahıl gurubu besinlerden oluşmalıdır. Ayrıca, vitaminler açısından oldukça zengin olan meyve ve sebzeleri mevsiminde, taze olarak ve yeterince tüketmek dengeli beslenme ve insan sağlığı açısından önemlidir. Meyve ve sebzeleri, protein açısından zengin besinler olan süt ve süt ürünleri ile et, balık ve yumurta takip etmektedir.

 Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü

                            YETERLİ VE DENGELİ BESLENME

İnsan hareket halinde bir canlıdır ve bu hareketin temelinde karbonhidratlar yatar. Karbonhidratlar, diğer gruptaki besinlere göre masum gözükebilir. Ancak öğünlere yayılmayan, bir öğüne yüklenilerek alınan karbonhidratlı gıdalar, bireydeki şeker oranının yükselmesine sebep olur. Düzenli alınan karbonhidrat, kan şekerinin de dengede kalmasını sağlayacaktır.

Vücudunun gelişmesi ve yaşam süreci boyunca gerçekleşmesi gereken büyümenin sağlanması denilince akla gelen grup, protein grubudur. Kırmızı etin yoğun alınması gibi olumsuz bilinen durumların dışında, et, tavuk, süt, yumurta ve peynir gibi protein açısından zengin gıdaların sağlanması sürekli gerçekleşmesi gereken beslenme parçalarından biridir.

Yağ ve yağlı gıdalar denilince hemen herkes bir adım geride durma ihtiyacı hisseder. Ancak yağlar, sağladıkları enerji açısında vücuda fayda sağlarlar. Örnek olarak 1 gram protein 4 kalorilik bir enerji ortaya çıkarırken, 1 gram yağ 9 kalorilik bir enerji meydana getirir. Yağlardan bu kadar korkulmasının sebebi ise, yeterli enerji harcanmayan durumlarda yağlar yakılmaz. Çünkü öncelik karbonhidratlardadır ve yakılmayan yağlar vücutta depolanır. Bu depolanma, kolesterolün de etkisiyle aşırı kilo sahibi olmaya ve kalp – damar rahatsızlıklarına sebep olur.

Bazı genel bilgilere de değinecek olursak, gün içinde alınan besinlerin çeşitliliği her zaman bireye fayda sağlayacaktır. Mineral açısından zengin ürünlere yönelmek, vücudun ihtiyacı olan küçük parçaların da tamamlanmasına el verir. Yeterince protein alınmasıyla birlikte, sebze tüketimi de sağlanmalıdır. Bol sebze ve meyve tüketimi bilhassa yaz aylarında vücudun yorulmadan gelişimini sürmesini sağlayacaktır. Yeterli ölçüde ve dengeli öğünlerle beslenmesini sağlayan bireyin, hiçbir şekilde haricî vitaminler kullanmasına gerek yoktur.

Yazının başında da söylediğimiz gibi sağlıklı beslenme, öncelikle boy ve kilo oranının belirlenmesi gibi kişiden kişiye değişen özellikler göz önüne alınarak gerçekleştirilebilir. İmkân olması halinde, bir beslenme uzmanı eşliğinde yeterli ve dengeli beslenme konusunda başlangıç yapmak kişiye büyük bir avantaj sağlayacaktır.

Beslenme; İnsanın büyümesi ve gelişmesi (anne karnında ve daha sonra) sağlıklı üretken olarak yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan besinlerin alınmasıdır. Sağlıklı büyüme ve gelişme ve özellikle zeka gelişimi için yeterli ve dengeli beslenme şarttır. Beslenme dokuların yenilenmesini ve bağışıklık sisteminin sağlıklı olarak çalışmasını sağlar.

Yetersiz ve dengesiz beslenme vücut direncini azalttığında hastalıklara yakalanma olasılığı artmakta ve hastalıklar ağır seyretmektedir. İş yaşamında verimlilik ve üretkenlikte de beslenme önemli rol oynar.

Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasıdır…

Beslenme ve diyet denince; hemen aklımıza kilo verme, kilo alma, hastalıklarda beslenme gelir. Ama bunlardan daha önemli olan yeterli ve dengeli beslenmeye çalışmaktır. Ki zaten böyle bir günlük beslenmesi olan kişinin bu tür sorunları da olmayacaktır.

Yaşam için gerekli besin öğeleri:

Besinlerin bileşiminde değişik miktarda besin öğesi dediğimiz kimyasal moleküller bulunmaktadır. İnsanın büyüme, gelişme ve sağlıklı olarak yaşamını sürdürebilmesi için gereksinimi olan besin öğelerini 6 grupta toplayabiliriz.

1- Karbonhidratlar Un ve unlu gıdalarla ve tahıllar.)

Vücuda enerji veren besin öğelerinden biridir. Vücudun harcadığı enerjinin büyük bir bölümünü sağlarlar. Beyin dokusu enerji için genellikle karbonhidratları kullanır. Ağır fiziksel hareketler için karbonhidratların daha elverişli enerji kaynağı olduğu bilinmektedir. Proteinlerin enerji olarak kullanılmasını önleyerek proteine olan gereksinimi azaltırlar.(kas yıkımını önler) Normal olarak günlük alınan enerjinin % 50-60′i karbonhidratlardan gelmelidir. Diyetimizde günlük en az 100-125g karbonhidrat bulunmalıdır. Buda 400-500 kalorilik enerji verir.

Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü 2- Vitaminler (Sebze ve meyveler)

Normal büyüme ve yaşamın sürdürebilmesi için gerekli olan yiyecekler de doğal olarak bulunan organik bileşiklerdir.

Vitaminlerin büyüme ve sağlıklı nesillerin oluşmasına, sinir ve sindirim sistemlerinin normal çalışması , besin öğelerinin elverişli kullanılması ve vücut direncine yardım gibi görevleri vardır. Vitaminlerin yetersiz alınımında vücut çalışmasında bozukluk ortaya çıkar.

            B grubu ve C vitaminleri suda eriyen vitaminler olduğundan, vücudun ihtiyacından fazla alınması durumunda idrar yoluyla atılırlar. Yağda eriyen vitaminler A, D, E, K dir.


Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü 3- Proteinler Et, balık, tavuk, yumurta, süt, yoğurt, peynir, kuru baklagiller.)

Proteinler kas ve diğer yumuşak dokular ile enzimlerin temel yapıtaşlarıdır. Büyüme ve gelişme, doku yapımı ve onarımı, enfeksiyonlara karşı savaşan bağışıklık hücrelerinin oluşumunda, kan proteini olan hemoglobin ile vücut çalışmasında görev alan enzimler ve hormonların yapımı en başlıca görevleridir. Proteinler enerji sağlamaktadır fakat bu onların temel görevi değildir.

Amino asitler proteinlerin yapıtaşlarıdır. Kimyasal olarak proteinler, 22 amino asidin çeşitli kombinasyonlarda bir araya gelmesinden oluşurlar. 10 tane amino asidi vücudumuz yapamaz. Bu amino mutlaka gıdalarla alınmalıdır.

4- Yağlar

Yağlar en çok enerji veren besin öğesidir.

Elzem yağ asidi ve yağda eriyen vitaminler vücuda yağ ile alınır. Deri altı yağ tabakası vücut ısısının kaybını önler. Yağ, organları çevreleyerek dış etkenlerden korur, midenin boşalmasını geciktirir.

Hayvansal yiyeceklere dayalı diyetlerin yağ oranı, tahıla dayalı diyetlerden yüksektir. Vücuda alınan yağın genellikle yarısı yiyeceklerin bileşimindedir ve görünmez. Günlük alınan enerjinin % 30′u yağlardan gelmelidir.

5-Mineraller
            Vücutta yapılamayan ve beslenme yolu ile dışardan alınması gerekli öğelerdir. Vücudun sağlıklı olarak büyümesi ve yaşamını sürdürmesi için elzem olduğu bilinen minerallerin başında kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, klor, magnezyum, manganez, kükürt, demir, bakır, iyot, çinko, flor gelmektedir. Kobalt, krom, selenyum, molibden, silikon gibi minerallerinde vücudun çalışması için gereklidir.

            Bütün minerallerin vücutta farklı etkileri olmasına karşın, genel olarak kemik gelişimi, büyüme, kas kasılması, kan yapımı, sinir iletimi ve su dengesinin sağlanması gibi önemli görevler üstlenirler.

6-Su
            Su, yediğimiz gıdalardaki besin öğelerinin çözünüp sindirilmesi ve emilmesi, vücut sıcaklığının ayarlanması ve vücuttan atık maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar. Yeterince su içilmediği zaman kalsiyum gibi bazı mineraller böbreklerde çökerek böbrek taşına neden olabilir. Sağlık açısından yetişkin bir insanın günde 8-10 bardak su içmesi gereklidir.

Beslenmenin  Temel İlkeleri:

Yeterli beslenme; Kişinin yaşamını sürdürmesi için yeteri kadar besini almasını ifade eder ama gerekenden az alırsa yetersiz beslenme olur, ihtiyacından fazla alması halinde ise alınan fazla besinler yağa dönüşerek depolanır ve şişmanlık olur. Demek ki sadece yeterli beslenmek yetmiyor. Yeterli beslenirken, dengeli beslenmemiz de gerekiyor .

Dengeli beslenmek; Vücudumuzun ihtiyacı olan enerjiyi tek bir besinden değil, vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinden yeter miktarda alarak mümkündür. Bunun içinde 5 ana başlık altında toplanan her bir besin grubundan;

-Et grubu,

-Süt grubu ,

-Tahıl grubu,

-Sebze ve meyveler

-Az ölçüde yağ ve şeker

Bir gün için, önerilen miktarlar kadar alınmalıdır. Sağlıklı bir yetişkin için yeterli ve dengeli beslenme doğru bir beslenme şeklidir. Ama;

-kişi egzersiz yapıyorsa

-sağlık problemi varsa

-aldığı bir ilacın besinle etkileşimi varsa yeterli ve dengeli beslenmesi, onun doğru beslendiğini göstermez.

Doğru beslenme; İçinde bulunduğumuz özel durumlarla, yeterli ve dengeli beslenmenizin bir bütün haline gelmesidir. Bunun yanında; günlük ihtiyacınız olan tüm besin çeşitlerini yeterli ve dengeli miktarda tüketiyor olabiliriz, ama bunları öğünlere bölmeyip tek bir öğün veya 2 öğüne sığdırarak yapıyorsak; o zaman doğru değil yanlış besleniyoruz demektir. Bu nedenle yeterli ve dengeli beslenme kuralları çerçevesinde kendimize en uygun ve doğru beslenmeyi vücudunuzu ve kendimizi tanıyarak bu konudaki uzmanlara danışarak oluşturabiliriz.

 

      Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü SÜT VE SÜTÜN SAĞLIKLI BESLENMEDEKİ ÖNEMİ

Süt bebeklikten yaşlılığa vücudun gelişmesi, güçlenmesi ve sağlığın korunması için gereken besin öğelerini bünyesinde bulundurmaktadır.

İnsan yaşamının her evresinde gerekli olan süt, C vitamini ve demir dışında tüm besin öğelerini içeren en iyi kaynaktır. Özellikle çocukluk, gebelik-emziklilik ve yaşlılık dönemlerinde kemik sağlığı için önemli bir besin kaynağı olan süt, büyüme gelişmede, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde, kan basıncının düzenlenmesi ve bazı kanserlerin gelişiminin azaltılmasında koruyucudur.

Özellikle bebeklik ve çocukluk döneminde zengin kalsiyum kaynağı olması nedeniyle kemik gelişiminde önemli rolü vardır.

SÜT;

            Kemik sağlığının korunması ve gelişiminde yardımcıdır.

            Bebeklik ve çocukluk dönemi başta olmak üzere hayatın her evresinde sağlıklı beslenmede en temel besindir.

            Kemik gelişiminin yanında büyüme ve gelişmenin hızlanması, diş sağlığı, hücre yenilenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemlidir.

Düzenli süt tüketiminin yanı sıra kemik sağlığı için her gün düzenli egzersiz yapmak, yeterli ve dengeli beslenmek gerekliliği unutulmamalıdır.

SAĞLIKLI SÜT TÜKETİMİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Süt, uygun koşullar sağlanmadığı takdirde çeşitli hastalıklara neden olabilecek zararlı mikropların üremesi için çok uygun bir besin maddesidir. Bunun için sütü sağlıklı tüketmek çok önemlidir. Sütte bulunan ve hastalığa neden olan bakteri ve virüsleri yok etmek için pastörizasyon ya da UHT (ultra yüksek ısı) işlemleri uygulanmalıdır.

•          Açıkta satılan sokak sütlerini kullanmayın.

•          Sütü sağlıklı ambalajında tüketin ve son kullanma tarihini kontrol etmeyi unutmayın.

•          Süt alırken pastörize ve UHT (ultra yüksek ısı) işlemleri uygulanmış sağlıklı ambalajdaki sütleri tercih edin.

•          Pastörize sütün tazeliğini koruyabilmesi için, 4ºC’deki soğuk araçlarda dağıtılması, ardından buzdolabında saklanması ve 2-3 gün içerisinde tüketilmesi gerekmektedir. Bu nedenle soğuk zincirin kırılmamasına dikkat edilmelidir.

•          Sütün fabrika ortamında 135-150 ºC’de 2-6 saniye süre ile ısıtılıp hızla soğutulması işlemine UHT-uzun ömürlü süt denir. Bu işlem ile sütteki sağlığa zararlı tüm mikroorganizmalar yok edildiğinden dolayı, tercih edilmelidir.

•          UHT-Uzun ömürlü süt paketi açılana kadar 4 ay boyunca taze kalır. Paket açıldıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır. 2-3 gün içinde de mutlaka tüketilmelidir.

•          Sütü satın alırken ve kullanırken paketin yırtılmamış, delinmemiş olmasına, Tarım ve Köy işleri Bakanlığından üretim izni almış olmasına ve son kullanma tarihine mutlaka dikkat edilmelidir.

SÜT TÜKETİMİ İLE İLGİLİ ÖNERİLER

•          Sağlıklı büyümek, gelişmek ve yaşlanmak için her gün en az 2 su bardağı sağlıklı süt için.

•          En iyi kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünlerini her öğünde özen gösterin.

•          Çay, kahve, gazlı ve enerji içeriği yüksek içecekler yerine öğün aralarında da süt ve süt ürünlerini tercih edin.

•          Gece yatarken süt içmeyi ve arkasından dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.

•          Çocuğunuzla beraber süt için.

•          Süt tüketimini arttırmak için, püre ve çorbalara süt ilave edin.

•          Çocuğunuz için hamur tatlıları yerine sütlü tatlıları tercih edin.

•          Özellikle sebze yemeklerinde süt ilaveli sosları (beşamel vb.)tercih edin.

•          Çocuğunuzla birlikte süt içeren yeni tarifler geliştirin ve beraberce deneyin.

•          Çocuğunuzun kilo problemi var ise yağlı süt yerine az yağlı sütü tercih edin.

 

 

Kahvaltı Okul Başarısını Arttırıyor

 

 

Marmara Üniversitesi (MÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Marmara Üniversitesi (MÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme

 

 Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü

Kahvaltının Önemi Nedir – Yararları Nelerdir?

Kahvaltının önemi nedir? Kahvaltı neden önemlidir, özellikle çocuklar açısından. Yetişkinler her gün performanslarının iyi olabilmesi için kahvaltıya ihtiyaç duyarlar fakat çocukların buna ihtiyacı daha fazladır. Vücutları sürekli büyümekte ve beyinleri gelişmekte olduğu için her gün düzenli aldıkları yiyeceklere daha çok ihtiyaçları vardır. Kahvaltıyı atladıkları zaman büyümeleri on sekiz saat boyunca durabilir ve bu yarı açlık süresi birçok fiziksel, entelektüel ve davranışsal sorunlara yol açabilir. Kahvaltının önemi ile ilgili yapılan bazı araştırmalar sonucuna bağlı olarakta kahvaltının önemini daha iyi anlarsınız.

 

                                                                                                 Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü Kahvaltının Önemi

Kahvaltıyı zaman kazanmak için kullanmayın. Sabahları yorgun bir şekilde kalkmak yada buna benzer sorunlardan dolayı kahvaltınızı dengesiz yada eksik yapmamalısınız.  En basitinden beyninizi ve vücudunuzu şarj ederek yaptığınız her işte daha verimli olacaksınız. İlginç şekilde araştırmalar gösteriyor ki, kahvaltı etmeyen çocuklar düzenli olarak edenlere göre okula daha sık geç kalıyorlar ya da devamsızlık yapıyorlar.

İyi bir kahvaltı bir kaç dakika fazla uykudan çok daha fazla sağlığınız açısından faydalıdır.

Bazı insanlar kilo vermek için kahvaltıyı atlarlar fakat pratikte kilo vermekten çok kilo almaya sebep olur. Kahvaltı etmemek obezite gelişimiyle doğrudan bağlantılıdır. Araştırmalar gösteriyor ki fazla kilolu ve obez çocuklar, ergenler ve yetişkinlerin daha zayıf olanlara göre sabah kahvaltısı ediyor olma olasılıkları daha düşüktür.

Araştırmaya göre öğün atlamak, özellikle sabah kahvaltısını atlamak kilo kontrolünü daha da zorlaştırıyor. Kahvaltı etmeyenler bir sonraki öğünde normalden daha fazla yemeye meyilli oluyor ya da açlıklarını bastırmak için yüksek kalorili şeyler atıştırıyor.

Birkaç araştırmaya göre daha az sayıda fakat daha büyük öğünler yiyenler sık ve küçük öğünler yiyenlere göre vücutlarında daha fazla yağ biriktirmeye meyilli oluyor. Gençlere, özellikle de genç kızlara kalori düşürmek ya da kilo vermek için kahvaltı atlamak çok mantıklı bir yol gibi görünüyor. Annelerin sağlıklı bir hayat sürmek ve obeziteyi önlemek için sabah kahvaltısının rolü hakkında çocuklarını eğitmeleri önemlidir.

 

 sağlık, Temizlik ve Beslenme kulübüsağlık, Temizlik ve Beslenme kulübüsağlık, Temizlik ve Beslenme kulübüsağlık, Temizlik ve Beslenme kulübü

 Sağlıklı Beslenmeyle İlgili Pano Çalışmaları


 

 Sağlık, Temizlik ve beslenme Kulübü

           Ağız ve diş sağlığı hakkında bilgiler

Kalp hastalıkları dünyadaki bir numaralı ölüm sebebi olmaya devam ediyor. Kalıtım, şişmanlık, şeker hastalığı gibi faktörlerin yanısıra artık diş eti hastalıkları da kalp hastalıklarından sorumlu tutuluyor.
           Araştırmalara göre diş etinde kanama, ağrı ve nefeste kokuyla ortaya çıkan enfeksiyona sebep olan bakteriler kalp hastalığı riskini de artırıyor. Amerikan Kalp Birliği’nin yıllık toplantısında açıklanan bir araştırmaya göre kalp hastalarının çoğunda diş eti hastalığı var. Araştırmaya katılan 76 kalp hastasının yüzde 85’inde dişeti enfeksiyonu olduğu belirlenmiş.
Aynı araştırmaya göre dişeti hastalığı olan kişilerin kanında C proteini de yüksek çıkıyormuş. C proteini kanda iltihap olduğunun göstergesi kabul ediliyor. Sonuç olarak söylemek gerekirse; diş eti hastalıklarının erken tedavisi kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli bir adım olacak.

Ağız sağlığı için

Diş etlerinin iltihaplanmasını önlemek için ağız temizliğine büyük dikkat gösterilmeli ayrıca bol bol A, B, C ve E vitamini yönünden zengin yiyeceklerle beslenilmeli:

     Dişi saran dokuların iltihaplanması önemli bir ağız-diş sağlığı problemidir. Genellikle orta yaşlarda görülür. Hastalığın ilk belirtisi diş etinin pembe rengini yitirip kırmızı, bazen de morumsu bir renk almasıdır. Diş eti kolaylıkla kanar. Hafifçe bastırıldığında ise irinli bir salgının çıktığı görülür. Düzenli diş fırçalama alışkanlığının olmaması, diş üzerinde biriken taşlar ve hormonlara bağlı bozukluklar bu hastalığa sebep olabilir.

   Diş eti iltihabı ya da tıp dilindeki adıyla “piyore” tek bir hastalığın değil, diş ve diş etine bağlı birçok hastalığın ortak adıdır. Diş kökleri alt ve üst çenedeki yuvalarına diş çevresi bağı aracılığıyla sıkıca bağlanmıştır. Bu bağ, sağlam bir biçimde dişin yuvasına oturmasını ve çiğneme sırasında ortaya çıkan basınca karşı koymasını sağlar. Bu dokular birçok sebeple bozulabilir. Bunlar zamanla diş dokusunda yıkıma neden olur, dişin düşmesine bile yol açabilirler.

Diş eti enfeksiyonunun belirgin olduğu hastalarda antibiyotik tedavisi uygulanır.
Dişte oluşan taşlar temizlenir. Hastalıklı bölgenin genişliğine göre diş etleri belli bir oranda kesilebilir. Tedavide hastalıklı bölgedeki kan dolaşımını artırdığı için diş eti masajı önerilir. Ayrıca A, B, C ve E vitamini yönünden zengin yiyeceklerle beslenilir: Bu vitaminlerin hangi gıda maddelerinde daha çok bulunduğunu da hatırlatalım okuyucularımıza:

A VİTAMİNİ: Süt, yumurta sarısı, balık yağı, tereyağı, domates, taze bamya, maydanoz, enginar, havuç, taze fasulye ve bezelye, muz, kiraz, kestane, hurma, incir, fındık karnabahar, beyaz peynir, elma, armut, soğan, ayva, turp, zeytin, sarımsak, koyun ve dana karaciğeri...

B VİTAMİNİ: Kuru fasulye, badem, patlıcan, böbrek, kuru kayısı, tahıl kabukları, kereviz, lahana, tereotu, tavuk eti, balık eti, mantar, pazı, tahıl özleri...

C VİTAMİNİ: Limon, portakal, kırmızı ve yeşil biber, bakla, bamya, balkabağı, turp, taze soğan, kivi, kuşburnu, kırmızı lahana, karnabahar, kereviz, beyin, böbrek, hindi eti, tereotu, sarımsak, pırasa, yer elması...

E VİTAMİNİ: Hurma, marul, sığır eti, tereyağı, ceviz, yer fıstığı, yumurta sarısı, balık, kasaplık hayvanların iç organları...

Diş ipi, fırça kadar önemli

            Ağız sağlığında en önemli araç diş fırçası. Fırçanın temel işlevi dişlerde biriken yiyecekleri, mine üzerine tutunan bakteri tabakasını temizlemek. Bu tabakayı fırçadan başka hiçbir ilaç ya da gargaranın tamamen temizlemesi mümkün değil. Son yıllarda hızla yaygınlaşan elektrikli diş fırçaları üşengeçleri ağız sağlıklarını korumaya teşvik ederken bir yandan da temizlik süresini yarıya indiriyor. Bu anlamda elektrikli diş fırçaları aynı sürede, çok daha etkin ve pratikler’ diyor.

            Fırçalamadan en etkili sonucu almak için tekniğini de iyi bilmek lazım. Ayrılan sürenin fazla olması fırçalamadan alınan etkinliğini artırır.


Sağlık, Temizlik ve beslenme Kulübü FIRÇA SEÇİMİ

            Diş fırçaları seçilirken göz ardı edilmemesi gereken kurallar var. Diş fırçalarının uygun büyüklükte ve kıl sayısı fazla olanı makbul. Kıllı yüzey, dişte geniş temizlik alanı yaratıyor. Kaliteli fırçalarda kıl uçları dişlere ve dişetlerine zarar vermemesi için yuvarlatılır, ayrıca kıl diş arasını daha etkin temizleyecek açıyla yerleştirilir. Seçilecek diş fırçasının çenenin büyüklüğüne uygun olması da ihmal edilmemeli. Çocuklar ağzılarındaki dişlere uyum sağlaması için daha ufak fırçaya ihtiyaç duyar. Kaplama dişler için özel fırça seçmek gerekmez. Dişetlerinin çekildiği açık kök yüzeylerinde mekanik aşınmayı engellemek için yumuşak fırça tercih edilmeli. Ayrıca fırçaların sapları kolay tutulur olmalı.


     TEMEL AMACI UNUTMAYIN

            Mükemmel ağız bakımı için mikropları ve yiyecek artıklarını temizlemek şart demiştik. Fırça dişlerin yüzeyini temizler. Dişler arası bölgeyi kısmen temizleyebilirler. Etkin bir ağız bakımı için dişlerin ara bölgelerini diş ipiyle her gün 1 kez temizlemek gerekir. Diş ipinin mumsuz ve geniş olması bu temizliğin etkinliğini artırır. Dişler arasında büyük aralıklar varsa, arayüz fırçaları iyi sonuç verir. Gargaralar tek başlarına bakterileri tamamen ortadan kaldıramaz. Diğer bir deyişle gargaralar destek ürünleridir. Kloreksidin içeren gargaralar bir süre sonra tat bozukluğu ve dişlerde leke yapar. Ara yüz ürünlerinden kürdanlar ihtiyaç olduğunda ve dişetlerine zarar vermeden kullanılmalıdır.

DİŞ FIRÇALAMANIN TEKNİĞİ VAR

Diş fırçalamadan en yüksek düzeyde yarar elde etmek için fırçanın diş ve dişetine beraber temas etmesi, dişlerin köklerine doğru 45 derecelik bir eğimle bakması (ara yüze girmesi için) ve yuvarlak rotasyon hareketlerinin yapılması gerekir. Fırça aynı bölgede 5-10 saniye hareket ettirilmeli. Fırçalama 2 dakika sürmeli. Elektrikli fırçada bu süre tüm ağız için 1 dakikaya indirilebilir.

            Diş fırçalamayla ağızdaki tüm bakteriler temizlendiği için çürükler önlendiği gibi dişeti hastalığının etkeni mikroplar da yok edilir. Bakterilerin ağızda neden olduğu kokular önlenebilir. Dişeti hastalıklarının Türkiye’de yüzde 90 sıklıkla görülmesi, diş fırçalamanın eksik yapıldığını akla getiriyor.

            Fırçalama ile dişeti hastalığı mikropları temizlendiği için diş taşlarının da oluşumu engellenir. Ayrıca çay, kahve vb. lekelerin oluşmaması sağlanır. Daha beyaz ve estetik bir görüntü elde edilir.

DİŞLERİ KORUMANIN BAŞKA PÜF NOKTALARI

            Çürükler, asitlerin dişleri etkilemesiyle oluşur. Asitlerin oluşma nedeni ise ağızdaki şekerdir. Sık yapılan fırçalama asidin oluşmasını, dişlerin çürümesini engeller.

Florla güçlendirilen diş mineleri çürüme tehlikesine karşı korunur. Flor gargarayla dişe uygulanabilir. Daha pratik yöntem yılda 1-2 kez diş doktorunun flor uygulaması yapmasıdır.

Şekerli madde yendikten sonra fırçalama çürükten korunmada önemli bir önlemdir.

Sakız çiğnenirken mümkün olduğunca şekersiz sakız tercih edilmelidir.

Çocuklara yapılabilecek en önemli katkılardan biri muayenehane ortamına onları hazırlamaktır. Bu şekilde koruyucu ve tedavi edici önlemler için doktordan kaçmaları önlenir.


Sağlık, Temizlik ve beslenme Kulübü BİRKAÇ HATIRLATMA


SADECE VİTRİNİ TEMİZLEMEYİN:
Diş fırçalamada genellikle ‘vitrin’e ön dişlerin, ön yüzeylerine ağırlık veriliyor. Bu nedenle çürükler genellikle arka bölgelerde, diş taşlarıysa çok az fırçalanan alt ön bölgede görülüyor. Halbuki, bakteri plağı ve yiyecek artıklarının yoğun olduğu dişlerin arka yüzleri, arka dişler ve dilin temizliği ihmal edilmemeli.


YANLIŞ FIRÇALAMA, DİŞ ÇÜRÜTÜR: Dişler doğru fırçalanmazsa, üzerlerini örten mine tabakası sert bile olsa zarar görebilirler. Dişin üst kısmında, kökü kaplayan tabakada aşınmalara, dişetlerinde de çekilmelere neden olabilir. Dişlerin çürümesi kolaylaşır. Dişleri aşındıracak kadar büyük bir kuvvetle diş fırçalamaktan kaçınılmalı ve yumuşak hareketlerle fırça oynatılmalı.

 DİŞ HASSASİYETİNE KARŞI STRATEJİ: Sıcak, soğuk, şeker veya ekşi yiyecek-içecekler ağıza alındığında dişlerde ani bir tepki oluşur. Buna ‘diş hassasiyeti’ deniyor. Ağrı-sızı başlar. Çürük ve eski dolgular hassasiyete yol açan faktörlerin başında geliyor. Dişeti çekilmesiyle açığa çıkan kök yüzeyleri de diğer önemli etken. Çekilen dişeti, kök yüzeyinin sıcak, soğuk ve basınç etkilerine maruz kalmasına neden oluyor. Açıkta kalan bu kanallar da ağrı hissedilmesine. Ayrıca, sert ve travmatik diş fırçalama, kırık dişler, diş gıcırdatma, sıkma, plak birikimi de hassasiyeti artırıyor. Başetmek için ağız hijyenine dikkat edilmesi, yumuşak kıllı fırçaların tercih edilmesi, özel diş bakım ürünlerinin kullanılması öneriliyor.

SPOR YAPARKEN DİŞLERİ KORUMAK İÇİN: Futbol, basketbol, güreş gibi sporlar sırasında diş, çene, dudak ve dil gibi ağız içerisindeki dokular yaralanabilir. Bu yaralanmalar ağız koruyucuları kullanılarak önemli ölçüde önlenebilir. Ağız koruyucuları alt ve üst dişler arasına yerleştirilerek yumuşak plastikten yapılmış apereyler. Alt ve üst dişler arasında yumuşak bir yastık görevi yaparak, dişlerin arasındaki direkt teması önler. Bu şekilde alt ve üst dişlerin çarpması ile meydana gelen travmalar sonucunda oluşan şoku absorbe ederek, olası beyin sarsıntılarını, diş ve çene kırıklarını, dil ve yanak yaralanmalarından korur. Ağız koruyucularının koruyuculuk işlevlerini yerine getirebilmeleri için alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilen ve dişelerin birbirleri ile temasını önleyen bölümünün 3 -5 milimetre kalınlığında olması gerekir.

Diş sağlığı ve beslenme

            Sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için dengeli beslenmek gerektiği, hemen herkesin bildiği ama pek uygulamadığı bir gerçektir. Diş sağlığı açısından da dengeli beslenmenin önemi büyüktür. Ülkemizde diş sağlığına ve temizliğine önem vermek, pek yaygın bir alışkanlık olmamakla beraber, konuya ilgi duyanlar açısından, beslenme ve diş sağlığı arasındaki ilgiye dikkat çekmek istiyorum.

Süt ürünlerinin önemi

            Temel yapısı açısından bakıldığında, diş de bir kemiktir. Böyle olunca, kemik sağlığı için önemli olan kalsiyum, diş sağlığı için de önem taşır. Ayrıca dişler çene kemiğinin içine gömülü olduğundan, eğer çene kemiğinde zayıflamalar olursa, dişlerin de dökülme ihtimali artacaktır. Bu nedenle süt ürünleri ön plana çıkar. Süt, yoğurt ve peynir, bu nedenle bol tüketilmesi gereken gıdalardır. Bu arada peynirin bir başka özelliğinden bahsedeceğim. Tüm karbonhidratlar (şekerli ve nişastalı gıdalar), ağızda bulunan bakteriler tarafından aside çevrilir. Bu asit de diş minesini eriterek diş çürüklerine neden olur. Oysa peynirin bu yönde koruyucu etkisi mevcuttur. Özellikle şekerli ve nişastalı gıdaların ardından peynir yenilmesi, diş çürüğünü önleyici etki yaratır. Süt ürünlerinin ve özellikle peynirin bu yönde yararlı etkisi bulunduğu için bol yenilmesini önermekle beraber, kolesterol yüksekliği sorunu olanlar için süt ürünlerindeki yağa dikkat çekmek istiyorum. Böyle sorunu olanların, yağı azaltılmış süt ürünlerine yönelmeleri gerekir.

            Ağızdaki bakterilerin, karbonhidratlardan asit üreterek diş çürüklerine yol açtığını belirtmiştim. Bu durum özellikle, dişe sıvaşan nişastalı ve şekerli gıdalar için daha da önem taşır. Bu açıdan patates, pilav, makarna, bazı bisküviler ve şekerlemeler dikkat çekicidir. Diğer karbonhidratlarda 20-30 dakika kadar süren asit üretimi, sıvaşan gıdalarda çok daha uzun sürmektedir. Aynı şekilde, sık sık bir şeyler atıştıran kişilerde de diş harabiyeti gün boyu devam eder.

            Bunu önlemenin tek yolu her yemekten hemen sonra dişleri iyice fırçalamak ve öğünler arasında bir şeyler yemekten vazgeçmektir.

Sağlık, Temizlik ve Beslenme Kulübü Sebze ve meyvelerin yararı

            Özellikle kabuklarıyla yenildiğinde meyve ve sebzelerin diş sağlığında yararı büyüktür. Bitkisel lifler diş köklerini güçlendireceği gibi dişlerin üzerindeki bakteri plaklarını da ortadan kaldırarak yarar sağlar. Ayrıca vitamin ve mineral içerikleriyle de diş sağlığını etkileyen sebze ve meyveler da hemen her öğünde yer almalıdır.

 

Ağız kuruluğu diş ve ağız sağlığını bozuyor

            Tükürük azlığı soruna bağlı diş ve ağız sağlığında birçok sorun çıkabiliyor. Ağız diş sağlığının korunmasında, günlük hayatımızda farkında olmadığımız ancak eksikliğinde sıkıntı çektiğimiz tükürüğün çok önemli görevleri var.

            Bu sorunu bulunanların geniş kapsamlı bir koruyucu programa alınması öneriliyor. Diş hekimlerinizin önerilerini yerine getirerek sorunların önüne geçebilirsiniz.

 

Tükürüğün fonksiyonu nedir?


            Ağız dokularını ve diş yüzeylerini temizleyip, besin atıklarının ağızdan uzaklaşmasını sağlar. Ayrıca ağız içini nemli tutarak besinlerin kayganlaşmasına zemin hazırlar. Tükürüğün yapısında bulunan kalsiyum, fosfat gibi maddeler de ağız, diş dokularının sağlığını korur.

Tükürük salgısının azalması hangi sorunlara yol açar?

            Konuşmayı, yemek yenmesini zorlaştırır. Ağız içinde birçok mikrop bulunur. Bu mikroplardan bazıları dişlerin üzerinde birikerek diş çürüklerine ve dişeti hastalıklarına neden olur. Tükürük salgılanması ve yutulması bu mikropların birikimini kolaylaştırarak çürüğe ve dişeti hastalıklarına eğilimi artırır. Ayrıca ağızda mantar lezyonları, yumuşak dokuda çatlaklar, hassasiyet, dilde yanma, kırmızılık, kanama, ağrı ve dişlerde aşınmalar da sık görülen sorunlar.

Ağız kuruluğu şikayeti kimlerde görülür?

            Baş, boyun bölgesinden ışın tedavisi olan hastalarda, diyabetlilerde, yüksek tansiyon ve ruhsal sorunların tedavisinde kullanılan bazı ilaçları alanlarda görülür. Tükürük bezi hastalıkları da benzer sorunlara yol açabilir.

Bu şikayeti olanlar ne yapsın?

            Mutlaka bir diş hekiminin önerini alması gerekir. Zira hastaların dişlerinin çürümemesi için fluorid, ağız içindeki mikropları azaltacak gargaralar, doku çatlakları için bitkisel pomatlar kullanmaları önerilir. Bunun yanı sıra tükürüğün yerine geçebilecek sentetik tükürük, ağız dokularını nemlendirici pomatlar da eklenir. Hastaların kullanacakları bütün preparatların alkol içermemesi ve nötral olması önemli.

Hastalar özellikle nelere dikkat etmeli?

-Ağız ve diş sağlığı temizliğine daha fazla özen göstermeliler. Günde en az iki kez dişlerini fırçalamaları ve diş ipi kullanmaları gerekir.

- Dişlerdeki aşınmaları önlemek amacıyla asitli besinler azaltılmalı.

- Asitli ve şekerli içecekler pipetle tüketilmeli.

- Zaman zaman şekersiz ve ksilitollu çiklet çiğnenmesi yardımcı olabilir.

-Tükürük özellikleri taşıyan gargaraların ve spreylerin kullanılması hastanın hem ağız sağlığına hem de yaşam kalitesine katkıda bulunur.

 Protez kullanan hastalar nasıl davranmalı?

-Protezlerini sık sık yıkamalı,

-Zaman zaman dişhekimlerinin önereceği mikrop öldürücü preparatlarla yıkamalı.

                                                                                                                           Sağlık, Temizlik ve beslenme Kulübü SAĞLIKLI DİŞ

 Çocuğun sağlıklı dişlere sahip olabilmesi için özellikle hamileliğin üçüncü ayından itibaren, annenin kalsiyum, fosfor ve D vitamini açısından zengin besinleri tercih etmesinin yanısıra flor tabletleri de almaları gerektiğini söyleyen Erzurum İl Sağlık Müdürü Dr. Macit Altan, "Doğduktan sonra çocuğa da flor verilmesiyle diş dokuları daha sağlam bir yapıya kavuşur.   Dişlerde, beslenme, vitamin eksikliği, hormonal dengesizilik veya irsî olarak doğuştan birtakım bozukluklar bulunabilir. Bu bozukluklar, dişlerin sayı, hacim ve yapısında kendini gösterir. Annelerin, iki can taşıdıklarını akıllarından çıkarmayarak, hamilelikleri süresince dengeli beslenmeye özen göstermeleri gerekir´´ dedi. 

Diş fırçanızı unuttuysanız geçici bir önlem için beyazpeynir yiyin

            Bayram seyahatleri ya da misafir gezmelerinde yanına diş fırçası almayı unutanların, çürüklere karşı geçici koruma önlemi olarak yatmadan önce beyazpeynir yemeleri öneriliyor. Dişler için en büyük tehlikelerin başında gelen tatlı ve et, Kurban Bayramı’nın vazgeçilmez yiyeceklerini oluşturuyor. Diş aralarında kalan şeker ve et artıkları, düzenli olarak temizlenmediği takdirde, birkaç gün içinde bile çürüklerin oluşmasına sebep oluyor.

            Konya İl Sağlık Müdürlüğü Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Tayip Turan Ekinalan, çürük şikayetlerinde Ramazan ve Kurban bayramlarından sonra gözle görünür bir artış meydana geldiğini, bu nedenle bayramda diş bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Sağlıklı dişlerin değerini diş ağrısı çekmeyen kişilerin bilemeyeceğini vurgulayan Ekinalan, “Bayramda seyahate çıkanlar, her şeyden önce diş fırçası ve diş macununu mutlaka çantalarına yerleştirmeliler.” dedi.

            Ekinalan, “Bayramlarda seyahatler, oradan oraya koşturmalar ve reddedilemeyecek ikramlar nedeniyle dişlerimiz de fazla mesai yapmaktadır. Bayram yoğunluğu nedeniyle yanlarına diş fırçası almayı unutan ya da dişlerini fırçalamaya üşenenler, ağızlarını bol su ile çalkalamalı ve yatmadan önce bir miktar beyazpeynir yemeli. Peynir, içinde tuz ihtiva ettiği için dişlerin arasında kalan şeker ve et liflerini en azından nötralize edecektir.” diye konuştu.

Hamilelikte Diş Sağlınına Dikkat!

            Uzmanlar, hamilelik döneminde kadınların ağız ve diş sağlıklarına daha fazla özen göstermeleri gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Gamze Aren, kadınların özellikle hamilelik dönemlerinde diş sağlığı konusunda daha titiz olmaları gerektiğini ifade etti. Anne adaylarında görülen hormonal değişimlerin, dişleri de etkilediğini vurgulayan Aren, "Kadınların bu dönemde diş ve dişetleri daha da hassaslaşır. Dolayısıyla bu da özel bir bakım gerektirir " dedi. Kadınların hamilelik sırasında sık sık diş eti iltihaplanmasıyla karşılaştıklarını ifade eden Aren, kadınların bu konuda bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Aren alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:


* Diş hekimi kontrollerini sıklaştırmak.


* Dişleri günde en az iki kez fırçalamak.


* Düzenli olarak  C ve B12 vitaminlerini almak.

 

 

 sağlık, Temizlik ve Beslenme kulübüsağlık, Temizlik ve Beslenme kulübüsağlık, Temizlik ve Beslenme kulübü

 

 Diş Sağlığıyla İlgili Pano Çalışmaları

 

 

 

 

 

 

 

 

                                   

 Yayın:28.12.2012 - Güncelleme:01.09.2014 - 12:10