Yakup Şevki Paşa Yakup Şevki Paşa

Yakup Şevki Paşa

 

Mustafa Kemal’in “Hocam” dediği,

Elazığ’ın tanınmayan değeri

Yakup Şevki Paşa

(1887 - 1939)

Yakup Şevki Paşa 1876 yılında vatansever yiğitleriyle ünlü Harput’da dünyaya gelmiştir. Harput’da Kurşunlu Camii sitesindeki Mülkiye Rüştiyesini, Erzincan Askeri Rüştiyesini ve Erzurum Askeri İdadisini birincilikle bitirdi. 1896 yılında İstanbul Harbiyesinden Pekiyi derecesiyle Kurmay sınıfına ayrıldı ve Kurmay Yüzbaşı Rütbesiyle 4. Orduya atandı. Kurmay Yarbay rütbesiyle Harp Okulunda tabya(askerlerin bir arazide düşmana karşı tam tedbir ve nizam üzerine yerleştirilmesi, başarı için kullanılan vasıtalar) öğretmenliğine atandı. Başkomutan dâhil Genel Kurmay Başkanı rütbesine ulaşabilen çok değerli komutanlar yetiştirdi

Şevki Paşa, Galiçya’ da 15. Kolordu Komutanıyken gösterdiği üstün başarılardan dolayı Alman Ordusu Başkomutanı ve Almanya İmparatoru Wilhelm kendisine “çivi” lâkabını takmıştı. Teşekkür için cepheye gelen İmparator, Kolordumuza hediye olarak bir vagon içki ve yiyecek de göndermişti. Ancak sofrada içki yerine ayran, salam yerine Harput köftesi ve bulgur pilavını görünce bu olayı kendisine hakaret telakki etmiş ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya baskı yaparak bu değerli Komutanı İstanbul’a geri aldırtmıştı.

Galiçya zaferinden sonra cephede üstün maharetlerini sergileyen Yakup Şevki Paşa ‘yı Berlin’e İmparator sarayına davet etmişler ancak sarayın kapısında Türk Bayrağı bulunmadığı gerekçesiyle saraya girmemiş ve Almanlar Türk Bayrağını asmak zorunda kalmışlardı. 3.Ordu komutanı Vehip Paşa’nın ısrarlı talebi üzerine Fevzi Çakmak Paşa’dan boşalan 2.Kafkas Kolordu Komutanlığına Harputlu Yakup Şevki Paşa atanmıştı.

Daha sonra Bağdat’a doğru çevirme harekâtı yaparak Irak’ı tekrar ele geçirmek amacıyla kurulan 9. Ordu Komutanlığına atanan Y. Şevki Paşa doğuda Ermeni çetelerinin yaptığı yağmalama ve katliamları da başarıyla püskürtmüştü. Sivil Türklerin eğitimine de büyük ihtimam göstermiştir.

İngilizlerin Korkulu Rüyası Harputlu Yakup Şevki Paşa

İngilizlerin güzel yurdumuzu parselleme emellerini bozan, geri çekilmeyi geciktiren Yakup Şevki Paşa, İngilizlerin korkulu rüyası haline gelmişti. Bunun üzerine İngilizler, İstanbul Hükümetini sıkıştırarak 9. Orduyu lağvettirmiş ve Şevki Paşa’nın İstanbul’a gelmesini sağlayarak onu pasivize ettirmişlerdi.

Bununla da yetinmeyip İngiliz Başkomutanı Harington özel ilanlarla Şevki Paşa hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Bu kritik dönemde Şevki Paşa bir süreliğine gizlenmişti. Aylar geçmiş, Ramazan gelmiş, Kadir gecesi Şevki Paşa annesinin elini öpmek için İhsaniye’ deki kiracı olarak oturduğu evine gitmişti, oradan da teravih namazına giderken tanınarak tutuklanmış ve 13 Temmuz 1920’de Malta’ya sürgüne gönderilmişti.

Çok iyi derecede Almanca ve Fransızca bilen Şevki Paşa Malta da boş durmamış İngilizce öğrenmiş ve derin Tarih ve Askeri bilgilerini geliştirmiştir. Malta’da sürgünde bulunan A. Emin Yalman o günleri anlatırken “Çoğumuz dertli gibi dolaşır, kâğıt oynayarak zaman öldürmeye çalışırdık. Şevki Paşa hiçbir zaman halinden şikâyet etmedi, hiçbir oyun ve eğlencemize katılmadı ve bir dakikasını bile boşa geçirmedi, okudu okudu…” demektedir.
Sakarya Savaşı zaferle sonuçlanmış, Malta’da esir olarak bulunan Şevki Paşamız, mübadele yoluyla 25 Ekim 1921de serbest bırakılmıştı.

Sürgünden Ordu Komutanlığına

Çanakkale Muharebelerinde Kolordu Komutanı olarak görev yapan Mustafa Kemal ile aynı cephede omuz omuza Ülkesini başarıyla savunan Şevki Paşa Ankara’ya geldiğinde Karargâhı Bolvadin’de olan ve yeni kurulan 2.Ordu Komutanlığına atanmıştı. At üzerinde günlerce cepheden cepheye koşar, birlikleri ve komutanları gece-gündüz teftiş ederdi. Ordu karargahını genç, cesur subaylardan oluşturan Şevki Paşa çalışma temposuna uyamadıkları için 3. Kolordu komutanı Arif beyle 2. Kolordu komutanı S. Adil Paşadan memnun değildi ve başka görevlere atanmalarını istiyordu. Özellikle Sivrihisar yakınlarında ki Kaplıca’da gece-gündüz içki içip alem yapan Arif beyden hiç memnun değildi. Şevki Paşa’nın ısrarı üzerine Arif Bey Başkomutanlık Özel Kurmay Başkanlığına kaydırılmıştı. (Arif bey, savaştan sonra Atatürk’ü öldürmek için kurulan komploya katıldığı için İzmir’de İstiklal Mahkemesi kararıyla idam edildi). Bazı hatıralarda komplo haberini ilk öğrenen ve Başkomutanı uyaran zatın Şevki Paşa olduğu belirtilmiştir.

İsmet Paşa’ya Sitem

Harp okulundan 7 yıl kıdemli olan Şevki Paşa’ya İsmet Paşa büyük saygı gösterirdi. İsmet Paşa bir akşam yemeğinde Şevki Paşa’ya “Treni kaçırmamak için Biçer istasyonundan geçerken sizi ziyaret edemedik özür dilerim” demişti. Şevki Paşa “ iyi ettin” deyince İsmet Paşa “ neden paşam” diye sordu. “Beraberinde götürdüğün madam Colis, Amerikalı gazeteci bir kere karı sonra da gavur bu iki fesatlığı üzerinde bulunduran bir kişinin benim karargahımda işi ne” dedi ve gülüştüler.

Büyük Taarruzun Kaderini Belirleyen Karar

Garp Cephesi Komutanlığı aracılığıyla Başkomutan imzasıyla Ordu Komutanlığına gelen gizli emirde büyük taarruzun Nisan ayında yapılacağı yazılıydı. Şevki Paşa ‘nın 24 sayfalık cevabi yazısı: “ Böyle büyük bir taarruzun Nisan ayında yapılması doğru değildir, ortalık çamur içinde, hava yağmurlu. Ecdadımız neden Ağustos ayını seçmiştir? İşte Malazgirt, Kosova, Varna, Mohaç…” diye devam eder.

Başkomutan dört gün sonra Ordu Karargâhına habersizce gece 4’de gelerek Şevki Paşa ’yla istişare eder ve önerisini tasvip ederek Ankara’ya varışında Garp Cephesine gönderilen şifreyle taarruz tarihinin ertelendiği belirtilmiştir.
Şevki Paşa’nın bu uyarısı olmasaydı ve Başkomutan Büyük Millet Meclisinin tazyiki karşısında Nisan’da taarruza başlasaydı, başarımız şüpheye düşebilirdi.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya Kocatepe’de Sigara Yaktıran Olay

Büyük Taarruzdan önce Yakup Şevki Paşa emrindekilere yaptığı konuşmada “Biz İngilizlere, Fransızlara ve Ruslara karşı muharebe ettik, yendik ve yenildik. Fakat Yunan bizim dengimiz değildir. Zafer kazanacağımızdan emin olun” sözleri büyük bir moral kazandırmıştır. Yakup Şevki Paşa 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz emrini alınca dahice bir taktik uygulayarak Kolordularının kaydırma harekatını geceleri sessizce gerçekleştirmiş ve taarruz sürpriz bir şekilde kuzeyden değil güneyden , dağlık bölge üzerinden yapılmış, düşman yanıltılmış ve asıl taarruzun 2. Ordu cephesinden geldiğine inandırılmıştır. Böylece 1. Ordu cephesinde düşmanın tam yenilgiye uğratılması sağlanmıştır. Başkomutanın arzuladığı bu plan Şevki Paşa’nın müthiş taktik ve hücumlarıyla semeresini burada da göstermiştir.

Gediz Kana Bulandı

Yunan birlikleri, Demirköprü Soğuksu Vadisine bakan (Şimdiki Tatar Alabalık Çiftliğinin Kuzey Cephesi ) hâkim tepedeki kayalıklarda mevzilenmiş ve ADALA-Demirci yönünde giden Türkleri kahpece katlediyorlardı. Gediz’in suları kana bulanıyordu. Bununla da yetinmeyip Ortaköy mezralarından zoraki yağ ve peynir temin ediyorlardı. İşte bu katliamı durduran, ADALA ve Salihli’nin topyekûn yakılıp yıkılmasını önleyen ve şimdiki Soğuksu Vadisini (Tatar Balık Cennetini) bize kazandıran Harputlu Yakup Şevki Paşa’nın komutasındaki 2.Ordu’ya bağlı Süvari Birlikleri’dir. Minnet borcu olarak Balık Cenneti’nin en güzel şark köşesine bu Paşa’mızın adı verilmiştir.

Harputlu Y. Şevki Paşa çok sakin, ağırbaşlı, muhteris olmayan, mütevazi, ağzına hiç içki koymamış, beş vakit namazında, dindar, kültürlü ve bilgili bir zattı. Herkes kendisinden korku ile değil saygı ile çekinirdi. Hataları görür, o hatayı düzeltir ve karşısındakini mutlaka ikna ederdi. Ona göre askerlikte esas olan ‘disiplin’ idi.

Cephede yemek molalarında ast-üst gözetmez tam bir aile ortamı oluştururdu. Konuşmalarda yabancı kelime kullanılmasına asla izin vermezdi.

Hayatı boyunca biriktirdiği altıyüz lirasını Emniyet Sandığına yatırmış ve faizini Kızılay’a bağışlamıştır.

Türk askerlik tarihinde en yüksek tabiyacı ve faziletli bir kumandan olarak unutulmaz yeri olan, çok sayıda üstün hizmet madalyalarına sahip olan Yakup Şevki Paşa’ nın; Türk-Yunan Harbi, Tabiye Meseleleri ve Tatbikatı adlı eserleri hala önemini korumaktadır.

Başta Mustafa Kemal olmak üzere Kurtuluş Savaşı´ndaki üstü düzey komutanların büyük çoğunluğu tarafından "Hocam" diye çağırılırdı.

20 Aralık 1939 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kabri Ankara Atatürk Orman Çiftliği alanındaki İstiklal Harbi Komutanlarının yer aldığı Devlet mezarlığında Kazım Karabekir, Fahrettin Altay yanında yer almaktadır.

 

 Yayın:29.11.2012 - Güncelleme:01.12.2012 - 13:34