Haberler HAYAT BOYU ÖĞRENME

HAYAT BOYU ÖĞRENME

HAYAT BOYU ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

HAYAT BOYU ÖĞRENME

Hayat boyu öğrenim, kişisel ve sosyal amaçlı öğrenimin yanı sıra çalışma amaçlı öğrenimi de kapsamakta ve resmi eğitim sistemlerine ilişkin pek çok alanda yer almaktadır. Hayat boyu öğrenim, insana ve bilgiye daha çok yatırım yapma, dijital okuma yazma da dahil olmak üzere temel bilgi ve becerilerin kazanılmasını teşvik etme, esnek ve yenilikçi öğrenme fırsatlarını genişletme anlamına gelmektedir. 

Amaç, Avrupa genelinde tüm yaş gruplarındaki insanların yüksek kalitedeki öğrenim olanaklarına ve çeşitli öğrenim deneyimlerine eşit ve açık biçimde erişim sağlamalarını kolaylaştırmaktır. Bu vizyonun gerçekleştirilmesinde eğitim sistemleri kilit rol oynamaktadır. 

Avrupa Birliği´nde mevcut ekonomik ve sosyal değişimin derecesi, bilgi tabanlı topluma hızlı geçiş ve Avrupa´nın yaşlı nüfusundan kaynaklanan demografik baskılar, Hayat boyu öğrenim kapsamında eğitime yeni bir yaklaşım getirilmesini zorunlu kılan etmenlerdir. Bu etmenler çerçevesinde, Lizbon (Mart 2000) ve Stockholm´de (Mart 2001) düzenlenen Konsey toplantılarında Hayat boyu öğrenim konusuna büyük önem verilmiştir. Söz konusu Tebliğ, 19-20 Haziran 2000 Feira Avrupa Konseyi´nde alınan özel karardan hareketle hazırlanmıştır. Tebliğ´de Hayat boyu öğrenim "Bilgi, beceri ve yeterliliği arttırmak amacıyla, kişisel, toplumsal ve istihdam perspektiflerinde Hayat boyu süren tüm öğrenim aktiviteleri" olarak tanımlanmaktadır. 

Bu sebeple Hayat boyu öğrenim şu alanları kapsamaktadır: Okul öncesi dönemden emeklilik sonrası döneme kadar tüm yetenek, ilgi, bilgi ve nitelikleri kazanma ve yenileme. Böylelikle her vatandaşın bilgi tabanlı topluma uyum sağlayabilecek bilgi ve yeterliliği geliştirmesini ve sosyal ve ekonomik hayatın her alanına aktif katılım sağlamasını teşvik ederek kendi geleceğini daha iyi kontrol edebilmesini olanaklı hale getirmek. 

Tüm öğrenim çeşitlerine önem verme (Resmi öğrenim: örneğin üniversite eğitimi; resmi olmayan öğrenim: örneğin iş yerinde edinilen mesleki beceriler ve gayri resmi öğrenim: örneğin anne babaların çocuklarından ICT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri) öğrenmeleri veya arkadaşlarıyla beraber bir müzik aleti kullanmayı öğrenmeleri.) 

Öğrenim olanakları tüm vatandaşlara sürekli bir biçimde sağlanmalıdır. Pratikte bu durum, her vatandaşın, yaşantısının her aşamasında, kendi ihtiyaç ve ilgilerine uygun öğrenim yollarına sahip olması anlamına gelmektedir. Öğrenimin içeriği, öğrenime erişim yolları ve öğrenimin nerede gerçekleştiği öğrenen kişiye ve bu kişinin öğrenim gereksinimlerine bağlıdır. Hayat boyu öğrenim aynı zamanda temel becerilerin güncellenmesi yoluyla kişilere ikinci bir fırsat yaratabilmek ve daha ileri düzeylerde öğrenim imkanları sunmak anlamına da gelmektedir. Sunulan imkanların öğrenen kişiye uygun olarak düzenlenebilmesi için bu imkanları sağlayacak olan sistemin de açık ve esnek olması gerekmektedir.

HAYAT BOYU ÖĞRENMENİN TARİHSEL SÜRECİ

Modern anlamdaki devletlerin kurulmasıyla eğitim ve öğretim işleri devletin asıl görevi hâline gelmiştir. 19. yy.dan başlayarak belirli yaş grupları zorunlu olarak okullarda eğitim ve öğrenme sürecine sokulmuşlardır. Ancak geçen yüzyılın ortalarından itibaren bilinenlerin yeni nesillere aktarılması olarak görülen eğitimin yetersizliği konusunda görüşler dile getirilmeye başlanmıştır. Çünkü bilim ve teknolojinin hızla gelişmesiyle bir insanın ortalama ömründe çok büyük değişikliklere neden olan yenilikler ortaya çıkmıştır. Bu koşul altında insanların çocukluklarında öğrendikleri şeyler yaşamlarının geri kalan kısmında geçerli ve yararlı olmayacaktır. 

Alfred North Whitehead 1931 yılında bu durumun farkına varmıştır. "Artık insanların gençliklerinde öğrendikleri şeylerin onların yaşamları boyunca kullanmaları savı geçersiz hâle gelmiştir." Bugün çok önemli değişimlerin meydana gelme süresi bir insanın ömründen daha kısadır. Bundan dolayı yapılacak eğitim insanları olabilecek yeni koşullara hazırlıklı olmalarını sağlamalıdır. Bu nedenle eğitim artık yaşam boyu sürekli araştırma süreci olarak tanımlanmak zorundadır. Ve böylece herkes için (hem yetişkinler hem çocuklar) en önemli öğrenme öz yönetimli araştırma becerileri kazandırarak nasıl öğrenileceğinin öğrenilmesidir. 

1972 yılında toplanan UNESCO eğitimin geliştirilmesi komisyonunda, eğitimin yaşam boyunca süren bir etkinlik olduğu kararına varılmıştır. Eğitimin insanları henüz olmayan bir topluma hazırladığı belirtilmiştir. 

1972 yılı UNESCO uluslar arası eğitim komisyonu önerileri: 1. Eğitimi okul yaşı ve okul binaları ile sınırlamak yanlıştır. 2. Eğitim, hem okul eğitimini hem de okul dışı eğitimi kapsayan tüm eğitsel etkinliğin temel bileşeni olarak düşünülmelidir. 3. Eğitsel etkinlik daha esnek olmalıdır. 4. Kısaca eğitim yaşam kadar uzun bir varoluşsal süreklilik olarak tasarlanmalıdır. 

1973 yılında OECD tarafından yayınlanan Yaşam Boyu Öğrenme için bir strateji adlı raporda küresel ekonomi ve rekabet ortamında meslekî hareketlilik ve kişisel öğrenmeyle ilgili olarak Yaşam Boyu Öğrenme gerekli görülmüştür. 

Yaşam boyu eğitim ile Yaşam Boyu Öğrenme kavramları arasında fark bulunmaktadır. Yaşam Boyu Öğrenme kavramında, eğitimsel gelişimiyle ilgili sorumluluk kişinin kendisine verilmektedir. İstihdam edilebilir bireyler için kişi bir müşteri gibi eğitim ve öğretim pazarından kendi gereksinimlerine uygun eğitimi bireysel sorumluluğunu kullanarak seçer. 

UNESCO´nun 1996 yılı raporunda ise yaşam boyu eğitim kavramı kullanılmaya devam etmiştir. Bu kavram Fransızca orijinalinin çevirisidir. Yaşam boyu eğitim, mevcut eğitim sistemini yeniden yapılandırmayı ve eğitimle ilgili olup da eğitim sisteminin dışında kalan tüm potansiyeli geliştirmeyi amaçlayan genel bir düzenlemedir.

Burada bulunan bilgiler Milli eğitim Dergisi 2002 yılı 155-156. sayılı Avrupa Birliğinde Yaşam Boyu Öğrenme belgesinden alınmıştır. 

Daha fazla bilgi için tıklayınız: http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/155-156/akbas.htm

HAYAT BOYU ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

Hızla artan bilgi ve gelişen teknoloji bireylerin eğitim ihtiyaçlarını artırmıştır. Teknolojik yeniliklerin ortaya çıkma sıklığı artmış, üretim ve hizmet sektöründe kısa periyotlarda teknolojiler değişir hâle gelmiştir. Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler toplumsal, kültürel, siyasî ve ekonomik alanlarda devrim niteliğinde değişikliklere neden olmaktadır. Bu hızlı dönüşüm Avrupa kıtasında bulunan ülkelerin diğer güçlü devletler karsısında gücünü muhafaza etmek ve dünya siyasetinde daha etkin olmak amacıyla bir araya gelmelerine neden olmuştur. 0lk başlarda ekonomik bir birliktelik olarak görülen Avrupa topluluğu daha sonraki yıllarda kültür, eğitim gibi sosyal konularda da ortak projeler geliştirmeye başlamıştır. Geliştirilen proje ve politikaların tespitinde genel olarak aşağıda verilen genel hedefler dikkate alınmaktadır.

  • Bilgi toplumuna uyum
  • Rekabet gücünün yükseltilmesi
  • İnsan gücünün serbest dolaşımı
  • İstihdamın artırılması

AB 1990´lı yıllardan sonra komisyon kararlarıyla ve projeler yoluyla eğitime özel bir önem verilmiş ve üye ülkelerden bu kararları hayata geçirmeleri istenmiştir. AB eğitim konusunda ülkelerin eğitim programlarına direkt olarak müdahale etmemektedir. Daha çok eğitim sistemlerinin genel sorunlarıyla ilgili projeler geliştirmektedir. Ayrıca AB, üye ülkelerin eğitim sistemleri hakkındaki bilgileri kısa aralıklarla toplayarak üye ülkelerin eğitim sistemlerinde meydana gelen değişmeleri de takip etmektedir. 

Birliğin eğitim konusunda üzerinde önemle durduğu konu ise yaşam boyu öğrenmedir. Bu konuyla ilgili AB komisyonunun 1995 yılında Öğrenen Topluma Doğru adlı çalışması bulunmaktadır. 1996 yılı ise yine komisyon kararıyla Avrupa Yaşam Boyu Öğrenme yılı olarak kabul edilmiştir. 2000 yılında ise yeni bir bildiri yayımlanmıştır. 

AB´nin eğitimle ilgili diğer projelerinde de Yaşam Boyu Öğrenmeyle ilgili amaçlar ve uygulamalar bulunmaktadır. Avrupa Birliğinde meslekî eğitim alanına yönelik olarak yürütülen Leonardo da Vinci programının dayanaklarından birkaçı yaşam boyu öğrenmeyle ilgilidir. Ayrıca programın önceliklerinden birisi, bilgi toplumuna ilişkin araçları kullanarak Yaşam Boyu Öğrenmeye katkı sağlamaktır. 

AB´de hazırlanan strateji ve projeler tüm üye ülkelerle ortak yürütülmekte ve finansmanı sağlanmaktadır. Yaşam Boyu Öğrenme daha çok istihdam, issizlik ve okul sanayi is birliği gibi konuları kapsamaktadır. Bunların yanında dil öğrenimi, dışlanmışlıkla mücadele gibi amaçları da bulunmaktadır. 

Yaşam Boyu Öğrenme konusunda politikalar, kararlar, stratejiler ve projeler geliştirilmiştir. Türkiye´de AB´nin Yaşam Boyu Öğrenme ile ilgili karar ve politikalarının bilinmesi gelecekte eğitim alanında meydana gelecek uyumu kolaylaştıracaktır. Bu çalışma ile AB´de Yaşam Boyu Öğrenmenin amaçları, öncelikli hedef kitlenin kimler olduğu, uygulamaların sonuçları verilerek, ilgililere kaynak sağlanmış olacaktır. Ayrıca AB´de Yaşam Boyu Öğrenme kavramının nasıl anlaşıldığı teori ve uygulama boyutlarında neler yapıldığı aday ülke olan Türkiye´yi yakından ilgilendirmektedir.

Burada bulunan bilgiler Milli eğitim Dergisi 2002 yılı 155-156. sayılı Avrupa Birliğinde Yaşam Boyu Öğrenme belgesinden alınmıştır. 

Daha fazla bilgi için tıklayınız: http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/155-156/akbas.htm

 Yayın:05.03.2013 - Güncelleme:05.03.2013 - 13:09