Değerler Eğitimi Birlikte Yaşama ve Kardeşlik

Birlikte Yaşama ve Kardeşlik

DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ

KASIM VE ARALIK AYLARININ DEĞERİ:   “BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK’’

 

TANIM

Aynı anne ve babadan doğanlara kardeş denir. Kardeş, anne ve baba birlikteliğinin bir ürünü olduğu için, yakınlık, beraberlik, dostluk; kısacası huzurlu ve sorunsuz bir hayatın sürdürülebilirliği anlamına gelir. Bu bakımdan, kardeşlik kavramı bazen aynı anne ve babadan olmayı ifade derken, bazen de insanların, aynı anne ve babadan doğma gibi yakın olmasını temenni edişi ifade dene kavram olarak kullanılır. Bu yönüyle kardeşlik kavramı, birlik, beraberlik, dostluk ve iyi ilişkilerin hedeflendiği bir yaşam biçimidir.

 

Dostluk ve kardeşlik, hayata dair benzer bakış açıları olan insanların kurduğu arkadaşlıktır. Bir zorunluluk olmaksızın ve menfaat gözetmeksizin birbirine destek olmak, karşılıklı güvene ve saygıya dayalı yakınlıktır. Birbirine zor anlarında yardım edebilmek, vefalı, sırdaş ve gönüldaş olabilmektir.

KISA KISA

İnsan olmanın en büyük özelliği ve insanın en önemli görevi, karşısındaki insana iyi davranmak, hatalarından dolayı affedici olmak, hoşgörülü davranmak ve bütün insanlığın huzuru ve mutluluğu için çalışmaktır. Türklerin kurdukları devletlerin temeline bakıldığında devlet içinde kesinlikle insanın insanı sömürmesi gibi bir yanlışlık görülmez. Aksine dünya ülkelerinin birçoğu daha düne kadar, hatta bugün bile başka milletleri sömürge olarak kullandıklarını görüyoruz. Türk milleti, Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz diyen Yunus Emre’nin yolunda yürümüştür yüzyıllar boyunca. Atatürk de, Yurtta sulh, cihanda sulh diyerek insanlar arasındaki kardeşliğin barış temeline dayandırılmasını tavsiye etmiştir.

İşte bu gerçekten yola çıkarak, 28 Nisan ve 4 Mayıs tarihleri arası “Kardeşlik Haftası” olarak ilan edilmiştir. Kardeşlik Haftası dolayısıyla dargınlar varsa onları barıştırmak için harekete geçmeli, kendi arkadaşlarımızla iyi geçinmeliyiz ve her yerde bu kardeşlik havasının oluşması için çaba göstermeliyiz.

ŞİİR

Kardeşlik Yara Almasın


Yüce halkım kalk ayağa 
Meydan zalime kalmasın 
Böyle günde birlik olun 
Kardeşlik yara almasın 

Hep kardeşiz hep vatandaş 
Bir olalım bacı kardaş 
Cehaletle edek savaş 
Kardeşlik yara almasın 

Kan tahlili yapmayalım 
Sağa sola sapmayalım 
Sıkı tutun kopmayalım 
Kardeşlik yara almasın 

 

Güner Kaymak
 

 KARDEŞLİK

Soframızdaki yemeği paylaşmak

Okul yolunda beraber koşmak

Askerde aynı safta savaşmak

Bu yaşamın adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Güler iken, ağladı diye ağlamak

Derdini derdin bilip çağlamak

Merhem olup, yaraları dağlamak

Bu ilacın adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Onun yok, benim var diye üzülmek

Ne yapabilirim diye çözülmek

Varlıkta değil de yoklukta bilmek

Bu çözümün adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Gül kardeşine gülleri sunmak

Oturup onunla yarenlik yapmak

Elini tutup, göz göze bakmak

Bu güzelliğin adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Kardeş kardeşin yürek bağıdır

Aynı damarda  akan kanıdır

Acı da sevinç de, dayanacak dağıdır

Bu insanlığın adı kardeşliktir, kardeşlik

Sünbül Bulgu

  

Kıssaden Hisse – Kardeşlik ve Şefkat

 

Pir Ali Aksarayi, ilme aşık bir kişi.

Okuyup okutmaktı, en sevdiği tek işi.

 

Bir gün, sevdikleriyle başlayarak sohbete,

Şöyle bir hadiseyi nakletti cemaate:

 

(Halil) ile (İbrahim) adında, çok önceden,

İki kardeş yaşarmış, birbirini çok seven.

 

Büyük olanı Halil, küçüğü İbrahim’miş.

Halil evli, çocuklu, İbrahim bekar imiş.

 

Ortak bir tarlaları varmış ki hem onların,

Geçinip giderlermiş geliriyle tarlanın.

 

Ve her sene sonunda, ne kadar çıksa buğday,

Hemen eşit olarak, ederlermiş iki pay

 

Bir yıl, ekinlerini biçip harman yapmışlar.

Buğdayları savurup, ikiye ayırmışlar.

 

Büyük olan demiş ki: (Ey kardeşim İbrahim!

Ben gidip çuvalları, ambardan getireyim.

 

Ben gelinceye kadar, sen bekle az bir zaman.

Gelmesin buğdaylara herhangi zarar, ziyan.)

 

Halil eve gidince, düşünmüş ki İbrahim:

(Ben bekar bir kişiyim, evlidir fakat abim.

 

Daha çok buğday lazım elbet onun evine.

Benimkinden bir miktar, atayım onunkine.)

 

O, abisi hakkında bunları düşünerek,

Payından, onunkine aktarmış üç beş kürek.

 

Halil, çuval elinde çıkagelmiş o ara.

Demiş: (Haydi doldur da, götürüver anbara.)

 

İbrahim (Peki) deyip, kendine ait olan,

Buğdaydan yüklenerek, anbara olmuş revan.

 

İbrahim ayrılıp da, gider gitmez anbara,

Şu şekilde düşünmüş, abisi de o ara:

 

(Çok şükür ben evliyim, kurulu düzenim var.

Lakin küçük kardeşim İbrahim henüz bekar.

 

O, daha çalışıp da, para biriktirecek.

Ve maddi sıkıntıyla, ev kurup evlenecek.

 

Benim böyle derdim yok, hazır evim ve eşim.

Buğdaya, benden fazla, muhtaçtır bu kardeşim.)

 

Kardeşinin hakkında, o böyle düşünerek,

Payından, onunkine aktarmış bir kaç kürek.

 

Buğdayı yüklenip de, ayrıldığında biri,

Ona, kendi payından, aktarırmış diğeri.

 

Onların bu halleri, o gün akşama kadar,

Birbirinden habersiz, sürüp gitmiş bu karar.

 

Nihayet bakmışlar ki karanlık bastığında,

Hiç azalma olmamış buğday yığınlarında.

 

Onlar, birbirlerine, böyle güzel hareket,

Edince, vermiş Allah onlara bir bereket.

 

Günlerce taşımışlar, bitmemiş buğdayları.

Dolup taşmış buğdayla, evleri, ambarları.

 

İşte, (Halil İbrahim bereketi) denilen,

Hadise, bu şekilde vaki olmuş eskiden.
 

Hakiki muhabbet

 Birbirine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar. — Kim o? diye seslenir içerideki.

— BEN’İM, der kapıyı çalan.

— Burada ikimize birlikte yer yok, diye cevap verir öbürü. Aradan uzunca bir zaman geçer. Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını.

— Kim o? diye sorar yine içerideki.

— SEN’İM, der bu defa ve kapı ardına kadar açılır.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Hz. Mevlâna da: “Birisinin kalbinde taht kurmak, sevgisini kazanmak istiyorsanız, öylesine sevmelisiniz ki, benliğinizi bırakıp adeta o olmalısınız” diye anlatır hakiki muhabbeti. Evet! Uzun yaşamanın sırrı gönüllerde yaşamaktır. Bu işin ancak maddî imkân, para-pul, mal-mülk ile olacağını söyleyenlere şunu hatırlatmak gerekir: Gönüllerde yaşayanların pek çoğu zengin değildi. Ama dikkat edilirse, dünyaya sığmayan kralların isimleri bile unutulmuş; onlar ise hâlâ yaşıyorlar.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mevlânâ Hazretleri, müritleriyle birlikte bir gün yolda giderken birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. O esnada müritlerinden biri, bu güzelliğe gıpta eder ve şöyle der:

 "Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke bütün insanlar bundan ibret alsa." Mevlânâ Hazretleri tebessüm buyurarak şöyle karşılık verir:  "Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini." 

Birlikte Yaşamak İle İlgili Atasözleri 

-Nerde birlik, orda dirlik:
Anlamı: İnsanlar kaderde, tasada, kıvançta ve sevinçte bir olursa, dünya sanki cennet gibi olur. Çünkü böyle bir toplumda tam bir dayanışma ve kaynaşma vardır Aralarında duygu ve düşünce birliği bulunan topluluklar, dirlik ve düzenlik içinde yaşarlar
-El el ile, değirmen yel ile:
Anlamı: Nasıl ki bir değirmenin dönüp buğdayı öğütebilmesi için rüzgâra ihtiyacı varsa, insanın da birtakım ihtiyaçlarını karşılaması, işlerini görebilmesi için diğer insanlara ihtiyacı vardır Çünkü toplum hayatı yardımlaşma esası üzerine kurulmuştur, insan tek başına bütün işleri yürütemez ve başarıya ulaşamaz
-Yalnız taş duvar olmaz:
Anlamı: İnsanlar bir arada yaşamak zorundadırlar Bu zorunluluk bir dayanışmayı, yardımlaşmayı gerekli kılar Nasıl ki tek taşla duvar yapılamazsa, insanlar da tek başlarına tüm işlerinin üstesinden gelemezler Dolayısıyla diğer insanlarla ilişki kurmak, işbölümü yapmak, iş birliğine geçmek durumundadır
-Komşu komşunun külüne muhtaçtır:
Anlamı: Hayat şartları insanları bir arada yaşamaya zorunlu kılmıştır Bir arada yaşama sosyal hayatı, sosyal hayat da karşılıklı olarak yardımlaşmayı beraberinde getirmiştir Dolayısıyla insan her meselesini tek başına halledemez olmuş, yakınındakine başvurmak zorunda kalmıştır Bu bakımdan komşular birbirlerine en küçük şey için bile muhtaçtırlar Çünkü en önemsiz şeyin yokluğu, büyük bir işin aksamasına yol açabilir
-Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var:
Anlamı: Kişi, her işi tek başına halledemez Tek başına halletmeye kalktığında mutlaka başaramayacağı işler olacaktır Bu durumda, yetersiz olduğunu hissettiğinde kişi yardım alması, o işi başarmasını sağlayabilir
-Birlikten dirlik (kuvvet) doğar:
Anlamı: İnsanlar tek başlarına yaşam konusunda hiçbir anlam ifade edemezler Bir elin nesi var? İki elin sesi var örneğinde olduğu gibi kişiler birleşerek toplumları, toplumlar birleşerek ırkları ve ulusları oluştururlar. Bu kocaman insan toplulukları ise dirlik oluştururlar, kuvvetli olurlar. Kuvvet bir milleti ayakta tutan en önemli unsurdur. Bizde Türk olarak birbirimizi tutmalı, korumalı, her zaman bir diğer Türk´ün yanında olursak kuvvetli oluruz. Tıpkı askerlerin birleşerek orduları oluşturması gibi… Bu egemen bir davranıştır

Arkadaşlık ve Kardeşlik İle İlgili Bazı Hikâyeler

 

Asker

Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu:

 

-Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? "Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen.

 

-Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma. Asker ısrar etti.

 

Teğmen: - Peki, dedi. Git o zaman. İnanılır gibi değildi. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.

 

Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü: - Sana hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bak haklı çıktım. Bu zaten ölmüş.

 

- Değdi teğmenim, dedi asker hıçkırarak. Gene de değdi, çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak dünyaya bedeldi benim için.

 

"Geleceğini biliyordum Jim, diyordu arkadaşım... Geleceğini biliyordum!.."

 

İki Erkek Kardeş

Erkek kardeşlerin ikisi de babalarından kalma çiftlikte çalışırlardı. Kardeşlerden biri evliydi ve çok çocuğu vardı. Diğeri ise bekârdı. Her günün sonunda iki erkek kardeş ürünlerini ve karlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Günün birinde bekâr kardeş kendi kendine: “Ürünümüzü ve karımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil” dedi, “Ben yalnızım ve pek fazla gereksinimim yok.”

 

Böylelikle, her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye başladı. Bu arada evli olan kardeş, kendi kendine: “Ürünümüzü ve karımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil, üstelik ben evliyim, bir eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Oysa kardeşimin kimsesi yok, yaşlandığı zaman hiç kimsesi yok bakacak” diyordu.

 

Böylece evli olan kardeş her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki erkek de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar, çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu.

 

Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken çarpışıverdiler. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.
 

Vücut Uzuvları

 Vücut uzuvları bir gün kendi aralarında toplantı yaptılar. Hepsi mide için çalıştıklarından şikâyetçiydiler. Hâlbuki mide hiçbir şey yapmıyordu ve onlar olmadan da hiçbir şey yapamazdı. Oldukça sinirliydiler. Toplantının sonunda organlar artık midenin isteklerini yerine getirmemeye karar verdiler. Öyle ya, mide için çalışamazlardı.

 

Göz, ben bundan sonra seçmeyeceğim, diyor; eller, tutmayacağını; ağız, gıdaları kabul etmeyeceğini söylüyor; dişler, çiğnemekten vazgeçtiğini haykırıyor; ayak, mide için adım atmama kararını ifade ediyordu.

 

Dediklerini yaptı, mideyi boş bıraktılar. Fakat aradan çok geçmemişti ki, gözler bulanmaya, eller titremeye, ağız kurumaya, dişler çürümeye, ayaklar takatsiz kalmaya başladı. Görünen o ki, mide onlarsız hayatını sürdüremese de, onlarda midesiz yaşayamayacaktı.

 

Bir vücudu meydana getiren bütün uzuvların bir biri için çalıştığını ve böyle birliktelik olmadan yaşayabilmenin mümkün olmadığını anladılar. Demek ki, herkes birbiri için çalışıyordu ve her uzvun eksikliği hissedilecekti.

 

Arkadaşlık

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.“Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak” demiş.

 

Genç, ilk günde tahtaya 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahtanın önüne götürmüş. Gence: “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart.”demiş.

 

Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Babası ona: “Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar” demiş.

 

Arkadaşlıkta Bazı Altın Kurallar:

  • Arkadaşlar, kendimize verdiğimiz armağandır.
  • Kıskançlık arkadaşça bir davranış değildir.
  • Arkadaşlarınızın başarılarına sevinin.
  • Affedin.
  • Birlikte gülün.
  • Arkadaşlarınıza yardım elinizi uzatın.
  • Asla ne kadar aldığınızın ya da verdiğinizin hesabını tutmayın.
  • Dinlemeyi öğrenin.
  • Arkadaşlarınızın sırlarını tutun.
  • Her fırsatta arkadaşınıza övgü ve cesaretlendirme dolu kalbinizi cömertçe açın.
  • Arkadaşlığın temeli sözcükler değil, davranışlardır.
  • Arkadaş sizden arkadaşlık dışında bir şey beklemez.
  • Uzaklık ve zaman arkadaşlığa engel değildir.
  • Arkadaşlar her zaman birlikte olmayabilir.
  • Arkadaşlar bazen sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Ama bu sizi daha az sevdikleri anlamına gelmez.
  • Sizin ve diğer bütün insanların eşsiz ve sevilebilir olduğunu asla unutmayın.
  • Gerçek arkadaşlıkta üstün olan biri yoktur.
  • Bir insan hayatının en iyi anları; o unutulan, adsız, küçük iyilik ve sevgi dolu davranışlardır.
  • Gerçek arkadaşlık tek yönlü bir yol değildir. Öyle olsaydı bu uzun sürmezdi.
  • Hissettiğiniz sevgi hakkında konuşmaktan kaçınmayın.
  • Yardımsever ve düşünceli bir insan olmaya çalışın.
  • Duygularınızı açıkça ve dürüstçe ifade edin.
  • Yapmak istemediğiniz bir şeyi asla bir arkadaşınızdan sizin için yapmasını istemeyin.
  • Gerçek bir arkadaşa sahip olmak, birçok tanışığa sahip olmaktan iyidir.
  • "Herkesin arkadaşı hiç kimsenin arkadaşıdır." (Aristoteles)
  • Arkadaşlık, "bir insanla kendinizi güvende hissetmenin ifade edilmez rahatlığıdır."
  • Yeni arkadaşlar edinin fakat eskilerini de kaybetmeyin.
  • Eski bir arkadaş kadar özel bir şey daha yoktur.
  • Üzerinde çalıştığınız takdirde arkadaşlıklar bir ömür boyu sürebilir.
  • Doğum gününü asla unutmayın.
  • Dakik olun ama onlar olmadığında anlayış gösterin.



Değerler Eğitimi

 Yayın:18.01.2013 - Güncelleme:28.07.2013 - 14:31