Birimlerimiz Rehberlik Servisi Bülteni

Rehberlik Servisi Bülteni

Rehberlik Servisi Bülteni

Okul Öncesi Kurumlarda Rehberlik

OKULÖNCESİ DÖNEMDE ÇOCUĞUN GELİŞİMİ

Çocuğun gelişimi ve eğitimi açısından okul öncesi dönem büyük önem taşır. Çocuğunuzun gelişimine ilişkin temeller bu dönemde atılır. Çocuğun gelişimini incelemek pek çok yönden yararlıdır. Önce gelişim basamaklarında ortaya çıkan yeni yetenekler ve davranış özellikleri saptanabilir; sonra gelişimin her çocuktaki niteliğinden gelişim yönü ve hızı kestirilebilir. Kişisel ayrılıklarla birlikte ortak yanların bilinmesi çocuk eğitiminde izlenecek yolu belirler.

Sosyal Gelişim:


· Yaşamın ilk yıllarında anne-çocuk arasında kurulan ilişki, yaklaşık 2-3 yaşlarında çocuğun anneden ayrılma, bağımsızlaşma ve bireyleşme sürecine doğru evrilir (psikolojik doğum). Çocuğun “kendi” tercihlerinde diretmesi, her şeyi kendi başına yapmak istemesi, ve yetişkinlere sürekli “hayır” diyerek tersini yapmak istemesi, bu ayrılma/bireyleşme mücadelesiyle ilgilidir.
· Bu süreçte, çocuğun her şeyi istediği gibi yapmaya muktedir olmadığını fark edip hayal kırıklığı, çaresizlik, güçsüzlük, yetersizlik, engellenme gibi duygular yaşaması kaçınılmazdır. Ve bu duygular, çocuklarda yoğun bir öfke şeklinde dışa yansır.
· Sosyal gelişim sürecinde, çocuklar “benmerkezcilikten uzaklaşarak diğerleri ile “empati” kurmaya başlar. Bunun önkoşulu, anne/babaların çocuklarıyla empati kurabilmesidir.
· Çocuklar, yaklaşık 3-4 yaşlarında, hemcinsi ebeveyne yönelik rekabet ve düşmanlık duyguları ile birlikte, karşı cinsten ebeveyne yönelik romantik bir ilgi duymaya başlayabilir. Bu süreçte, çocuğun anneyle veya babayla “ikili ittifak” girişimine anne-babanın prim vermemesi gerekir. Bunun sonucunda, çocuk karşı cinsten ebeveynine olan “aşkından” vazgeçip hemcinsi olan ebeveyniyle özdeşleşme yoluna gider. Bu da, çocuğun cinsel kimliğini sağlıklı bir biçimde oluşturabilmesinin yolunu açar.
· Çocuklar, 3-6 yaş arasında, diğerleriyle “birlikte” bir şeyler yapmayı (oyun, vb.), paylaşmayı, ve sosyal kuralları öğrenir. Bu süreçte çocuk hem özerk bir “birey” olarak bağımsızlığını ilan eder, hem de yine özerk bir birey olarak diğer bireylerin arasına, yani topluma, katılır.
· Sosyal rollerin (anne, baba, öğretmen, doktor, polis, vb.) öğrenilmesi ve (evcilik, doktorculuk gibi) oyunların içinde prova edilmesi bu süreçte gerçekleşir.


Duygusal Gelişim:


· Çocuklar, duygularını çok şiddetli biçimde yaşar ve birbirine tamamen zıt duyguları bir arada yaşayabilir
· İlk başlarda, yaşadığı duygulara anlam veremez ve onları adlandırıp dile getirmek yerine davranışsal biçimde (ağlayarak, vurarak, küserek, vb.) dışa yansıtır. Zihinsel ve sosyal gelişimi ilerledikçe, temel duygularının farkına varmaya ve onları adlandırmaya, daha sonra da dile getirmeye başlar (duygusal zeka). Bu becerinin kazanılabilmesi için, anne-babanın kendi duygularını tanıyor olması, duygularını dile getirebiliyor olması, ve çocuklarının duygularını onlara “tercüme edebiliyor” olması çok önemlidir.

Bedensel (Psiko-motor) Gelişim:


Çocuklar, hızla gelişen bedenlerini keşfetme ve kazandıkları Psiko-motor becerileri deneme çabasının sonucunda, bazen yetişkinlere anlamsız gelecek veya onları rahatsız edecek şekilde aşırı hareket ederler. Zamanla, bu enerji ve hareketlilik belli alanlara ve belli amaçlara yönelecektir.



Cinsel Gelişim:



· Çocuklar, 3-4 yaşlarından itibaren, erkek/kadın bedeni arasındaki farklılıkları ayırt etmeye ve kendi cinsel kimliklerini oluşturmaya başlar.
· Cinselliğe yönelik artan merakın ve keşfetme çabasının sonucunda, kendi bedenini çevresindeki kişilere cinsellikle ilgili kelimeleri kullanmaya başlayabilir.

Zihinsel Gelişim:


· Uzun süreli ve şematik belleğin gelişimi, sembolleştirme, soyutlama, sınıflandırma, zaman kavramı, akıl yürütme, neden-sonuç ilişkileri, dilin daha etkin ve karmaşık biçimde kullanımı, sayı kavramı, ve hayal ile gerçek arasındaki ayrımın farkındalığı, okul öncesi dönemdeki çocuğun zihinsel gelişiminde önemli kazanımlardır.

OKUL ÖNCESİ GELİŞİMİN ÖNEMİ

Çocukların, zihinsel, duygusal, sosyal, bedensel gelişiminin %70’i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır. Okulöncesi dönem alarak adlandırılan 0-6 yaş dönemi, çocuğun öğrenmesinin en yoğun olduğu, temel alışkanlıklarının, zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği ve biçimlendiği dönemdir. Bu süre içeri kazanılan davranış biçimleri, üm yaşam boyunca devam etmektedir. Beyin yapısı ve fonksiyonlarının gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Yapılan çalışmalar okul öncesi eğitim alan çocuklarda okula devam oranlarının ve okul başarısının daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Okul öncesi eğitim sosyal ve duygusal gelişimi destekleyerek, yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici ve verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar.

Okulöncesi eğitim, insan gelişiminin en hızlı ve en duyarlı dönemini oluşturur. Yaşamın ilk yıllarında alınan eğitimin ve geçirilen deneyimlerin, ileri yaşlardaki öğrenme yeteneği ve gelecekteki başarı üzerinde de önemli etkileri vardır..



Okul Öncesi Eğitimin Çocuğa Sağladığı Yararlar

Duygusal olarak, kendi işlerini kendisi yapması, sorunları kendisinin halletmesi ve bazı kararları kendisinin vermesi sayesinde kendine güveni yükselir. Düşüncelerini dile getirebilme ve başkalarına iletebilme şansını elde eder. Özgüven bireyin kendisini yetenekli, önemli başarılı ve değerli biri olarak algılama derecesi olarak tanımlanabilir.

Fiziksel olarak kesme, yapıştırma, boyama, kalem kullanma gibi faaliyetlerin düzenli olarak yapılması sonucu ince motor becerileri gelişir Ayrıca koşma, zıplama, fırlatma, tırmanma gibi faaliyetlerle de kaba motor fonksiyonlarını kullanır ve geliştirir.

Çocukların beslenme ve sağlık durumunda iyileşme görülür.

Zihinsel olarak, nesneleri eşleştirme, sınıflandırma, ölçme, gözlem yapma ve fikirler üretme gibi matematik ve bilim becerilerini kazanır. Anaokuluna başlayan çocukların zeka puanlarında yükselme görülür. Kitapları incelemek, boyama ve çizimler yapmak, arkadaşlarına mektup yazmak gibi faaliyetler de dikkat ve konsantrasyonun artmasına ve erken okuma ve yazma yetilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Dikkat eksikliği sorunu ve öğrenme güçlüğü olan çocukların erken fark edilmesi ve okula başlamadan gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

Sosyal olarak, çocuklar oyuncakları paylaşmanın yanında yetişkinin ilgisini, yiyecekleri paylaşmayı ve karşılıklı konuşmayı öğrenirler. Ayrıca yaşıtlarıyla çatışmaları ve ilişkilerde ortaya çıkan sorunları çözümlemeyi ve kendini nasıl ve ne zaman koruyacağını ve diğer çocukların hakkına saygı göstermeyi de öğrenirler. Bütün bunlar çocuğun ileriki yaşamında ortaya çıkan tüm sorunları çözmesine yardımcı olacak problem çözme becerilerinin artmasını sağlar.

Yemek, uyku, tuvalet gibi öz bakım becerilerini kazanmak, anne-babadan ayrı kalmak duygusal gelişimine katkıda bulunarak kendine güvenini artırır.

Ebeveyn-çocuk arasında daha güçlü ve olumlu bir ilişki oluşmasını sağlar.

Yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici ve verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar.

Canlandırma, taklit ve hayali oyunlar sayesinde hayal gücü gelişir. Arkadaşları ve öğretmenleri ile konuşmak dil becerilerini geliştirir.

Anaokulu çocuğun yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak açısından da önem taşır.

Bir okul öncesi kurumda belirli zaman dilimi içinde bir sıra düzen izleyen faaliyetler, çocuğun zaman kavramını ve bunun insan yaşamındaki yerini ve önemini öğrenmesine yardımcı olur.

Okul öncesi kurum, öğretmenin denetim ve uyarıları ile çocuklara okludaki eşyaları ve oyuncakları ortaklaşa kullanmayı birbirlerinin sırasını ve hakkını gözetmeyi ve birbirleri için bir şeyler yapabilmeyi öğretecek en iyi ortamlardan biridir.

Yemek sırasında arkadaşlarına ekmek servisi yapmanın onların bardaklarına su doldurabilmenin çocuk için zevkli bir uğraş olduğu kadar gelecekteki kuracağı insan ilişkileri için de olumlu bir temel oluşturacağı kuşkusuzdur.

Çocuklar evde yapamadıkları birçok faaliyeti anaokulunda gerçekleştirirken, arkadaşları ile konuşarak onların düşüncelerinden haberdar olurlar. kendi görüşlerini ve düşüncelerini rahatça ifade edebilirler. Hatta oynadıkları oyunlarda, gerek evde gerekse okulda yakınları ve arkadaşlarına karşı duygularını ifade etmek fırsatını bularak rahatlarlar.

REHBERLİK

Psikolojik danışma ve rehberlik; okulda başarı ve akademik gelişme, bireysel ve toplumsal ilişkiler, kişisel, eğitsel ve meslekî gelişim alanlarında grupla veya bireysel olarak öğrencilere, ihtiyaçlarını karşılamaları, sorunlarını gidermelerinde sistemli ve profesyonel bir yardım süreci ve hizmetleridir.

Eğitimde psikolojik danışma ve rehberlik etkinlikleri genelde;

· Öğrencinin problem çözme, karar verme ve uyum sağlama için gerekli olan bilgi ve becerileri kazanmasını,
· Öğrencinin özelliklerini (ilgi, yetenek, istek, kişisel özellikleri gibi) ve gizil güçlerini tanıması, farkında olması ve en üst düzeyde geliştirmesini,
· Öğrencinin bireysel özellik ve gizil güçlerini toplumsal platformda değerlendirebilmesini,
· Yaşamını, geleceğini planlamasını,
· Kararlarının sorumluluğunu alabilmesini, sağlamaya yönelik uygulamalar olarak ele alınmaktadır.

Rehberliğin Amacı

Rehberliğin amacını; “bireyin, kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir” şeklinde tanımlayabiliriz. Bundan yola çıkarak rehberliğin amacı ile ilgili şu maddeler sıralanabilir

1. Kendini tanıması,

2. Çevrede kendisine açık olan fırsatları öğrenmesi,

3. Gizil güçlerini geliştirmesi,

4. Çevresine uyum sağlaması.

Belirtilen bu amaçların ilk ikisi, bireyin çevresi ve kendisi hakkında doğru ve ayrıntılı bilgi edinmesi gereğini vurgulamaktadır. Kendini tanıması ile, beden ve zihin yetenekleri, hoşlandığı ve hoşlanmadığın faaliyetleri, psikolojik ihtiyaçlarını, hayattan neler beklediğini, tutum ve değerlerini tanıması kastedilmektedir. Kişinin kendini tanımasına yardımcı olmak rehberliğin birinci işlevidir.

Bireye toplumda açık gelişme olanakları ve uyması gereken kurallar hakkında bilgi verme rehberliğin diğer işlevidir.

Bilgi Verme: Öğrenciyi; yetenek ve ilgilerine uygun okullar, programlar ve meslekler hakkında aydınlatma, ona görgü ve disiplin kuralları hakkında bilgi verme gibi faaliyetleri kapsar.

Yardım: Yardım kavramı ile kastedilen; tavsiye vermek, akıl öğretmek, bireyi doğru olduğu var sayılan bir hareket tarzını benimsemeye ve uygulamaya zorlamak olmayıp, ona çeşitli seçenekleri tanıtmak ve en uygun olanı seçmesi için gerekli değerlendirmeyi yapabilecek hale gelmesine çalışmaktır.

Yol Gösterme: Yol gösterme değil, yollar göstermedir. Çeşitli yolların avantajlı ve dezavantajlı yönleri tartışıp kendisine uygun olanı seçebilmede bireye yardımcı olmaktır.

Bu açıklamalardan yola çıkarak rehberliğin amacı olarak belirtilen “Kendini gerçekleştirmenin tanımını yapabiliriz.

Kendini Gerçekleştirme: Bireyin, kendini anlaması, problemlerini çözebilmesi, kendine uygun seçimler yaparak gerçekçi kararlar alabilmesi, kendi kapasitelerini en uygun bir düzeyde geliştirebilmesi, çevresine dengeli ve sağlıklı bir uyum yapabilmesi, v.b. psikolojik danışma ve rehberlik yardımının esasını oluşturan ve bireyin kendini gerçekleştirme düzeyini geliştiren belirgin sonuçlarındandır.

Kendini Gerçekleştirmekte Olan Bireyin Özellikleri: Kendini gerçekleştirmekte olan birey daha yeterli bir kişiliğe sahiptir; daha verimlidir. Kim olduğunu gerçekçi bir gözle algıladığı gibi kim olabileceği hakkında da ha tutarlı bir görüşe sahiptir. Kendini gerçekleştirmekte olan birey hem kendisi hem de başkaları hakkında iyi düşüncelere sahiptir; insan değerlerine saygı duyar, onları benimser ve geliştirir. Kendini gerçekleştirmekte olan birey zamanının iyi kullanır; geçmişten çok geleceğe dönüktür; yaratıcıdır. Kendine saygı duyar ve kendini olduğu gibi kabul eder; duygularını açığa vurmaktan kaçınmaz. Kendini gerçekleştirmekte olan birey değişmeye ve yeni yaşantılara açıktır. Kendini değişmekte olan bu gerçek dünyanın yine değişmekte olan bir parçası gibi görür.

Kendini gerçekleştirme, birey için, kuşkusuz yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Her bireyin belli bir dönemde belirli bir gerçekleşim düzeyi vardır. Bu gerçekleşim düzeyinin zaman içinde olumlu yönde gelişmesi beklenir. İşte, psikolojik danışma ve rehberlik yardımının amacı da yukarıda sıralanan özellikler bakımından bireyin bu gerçekleşim düzeyini geliştirmek ve en uygun seviyeye gelmesini sağlamaktır...!

Rehberlik Hizmetlerinin Genel İlkeleri

Rehberlik hizmetleri yürütülürken bazı ilkelerin göz önüne alınması gerekir. Bu ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir:

5. Her birey seçme özgürlüğüne sahiptir: Toplumdaki tüm kısıtlı olanaklara rağmen bireyin önünde birçok seçenekler bulunabilir; rehberlik çalışmalarıyla bireye seçenekler tanıtılarak uygun seçimi yapmasına yardımcı olunur.

6. Rehberlik hizmetlerinde insana saygı esastır: Saygı; her insanın, ırk, din, cinsiyet, sosyal, ekonomik, kültürel farklılığı ne olursa olsun değerli olduğunu kabul etmektir.

7. Rehberlik hizmetlerinden yararlanmada gönüllülük esastır: Bu hizmetlerden yararlanmanın özünde gönüllülük olmakla birlikte, sınıf ortamında grup rehberliği yapılırken tüm öğrencilerin etkinliklere katılımı gerekmektedir. Böyle durumlarda öğrencilerin konulara istekli hâle getirilmesi için çaba gösterilir.

8. Rehberlik yaşam boyu yararlanılabilecek bir hizmettir: Bireyin gelişimi, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bu nedenle rehberlik hizmetleri sürekli olarak sunulur.

9. Rehberlik hizmetlerinin bireysel boyutunda gizlilik esastır: Rehber öğretmen (psikolojik danışman), danışanın (öğrencinin) sırlarını başkalarına açıklamaz. Danışman aradaki güven duygusunun kaybolmaması için danışanın anlattıklarını onun izni olmadan kişi ya da kurumlara iletmez. Ayrıca, sınıf öğretmeni de öğrenci ile ilgili özel bilgileri rehberliğin amaçları dışında kullanmaz.

10. Rehberlik hizmetleri ilgililerin iş birliği ile yürütülmelidir: Rehberlik hizmetleri, rehber öğretmenin (psikolojik danışmanın) öncülüğünde, yöneticiler, öğretmenler, diğer okul personeli ve veliler ile iş birliği içinde yürütülür.

11. Rehberlik tüm öğrencilere açık bir hizmettir: Bu hizmetlerin özünde çıkabilecek sorunları önleme ve bireyi tüm yönleri ile geliştirme vardır. Rehberlik çalışmaları, sadece sorunlu ve uyumsuz bireylere sunulan bir hizmet olmayıp tüm öğrencilere yöneliktir.

12. Rehberlik hizmetlerinde bireysel farklılıklara saygı esastır: Her insanın kendine özgü olduğunu, ilgi, yetenek ve değerleri bakımından var olan farklılıklarını kabul etmektir.

13. Rehberlik hizmetleri hem bireye hem de topluma karşı sorumludur: Bu hizmetler ile bireye kendi istekleri ile toplumun beklentileri arasında bir denge kurabilmesi için yardımcı olunur.

14. Rehberlik hizmetleri eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır: Eğitim sürecinde ortak amaca ulaşabilmek için rehberlik, yönetim ve öğretim hizmetleri birbirleriyle tutarlı bir biçiminde yürütülür.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE REHBERLİK

Okul öncesi eğitim döneminde çocukların her yönüyle sağlıklı gelişmeleri, okul ortamına uyum sağlamaları ve kapasitelerini ortaya koyabilmeleri için eğitim çalışmaları rehberlik hizmetleriyle birlikte yürütülmelidir.
Bu dönemde rehberlik hizmetleri kişisel açıdan; çocuğun kendini koruma, özgüvenini geliştirme, benlik kavramını oluşturma, sosyalleşmeyi sağlama hedeflerine yönelik etkinlikleri kapsar. Eğitsel açıdan , okula uyum ve ilköğretime hazır olma hedefleri esastır. Bu anlamda çocuğun okulu sevmesi,okumaya-eğitime karşı güdülenmesi ve bazı temel becerileri kazanması amaçlanır. Mesleki açıdan bu dönem , mesleki gelişim sürecinin başlangıcı kabul edildiğinden, çocuğun bu döneme özgü mesleki gelişim görevlerini gerçekleştirmesine yönelik etkinlikler planlanır ve uygulanır. Bu dönemde mesleki rehberlik hizmeti sunulurken öğrencilere her mesleğin değerli ve önemli olduğu anlatılır ve onların kendilerini tanımalarına yardımcı olunur. Ayrıca öğrencilerin okul yaşamının gelecekte bir meslek sahibi olabilmek için önemli olduğunu kavramalarına yardımcı olunur. Mesleklerin her iki cinsiyet içinde uygun olabileceğini anlamaları sağlanır. Hizmetler öğretmen merkezli olarak sunulur ve ailelerle işbirliği büyük önem taşımaktadır.

OKUL ÖNCESİNDE UYGULANABİLECEK TEKNİKLER

Oyun Terapisi



Yetişkinler için danışmanlık ne ise çocuklar için de oyun terapisi odur. Oyun terapisi kelimeler yerine oyuncakları koyarak/kullanarak çocuklara kendilerini ifade edebilmelerine yardımcı olur.

Oyun terapisi çocukların uyumlu ve mutlu bir şekilde yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir terapi şeklidir. Oyun terapisi, oyunla çocuğun kendini ifade edebilmesi için doğal ortamda bulunması temeline dayanır.

Oyun ve oyuncaklar kullanılarak çocuklar ile iletişim kurmaya, sorunlarını çözmelerine ve olumsuz davranışlarını değiştirmelerine yardımcı olunur.

Çocukların oyunları ve oyuncakları kullanarak kendilerini ifade etme gereksinimlerini odaklanan özel bir süreçtir. Kendilerine güvenli bir ortam sunan eğitimli bir oyun terapisti ile istedikleri şekilde oynayabilmeleri için cesaretlendirilirler. Bu süreçte çocuklara duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri için değişik türde bir çok oyuncak sunulur. Çocukların kendilerini sanat, drama ve fantezi içeren oyunlar yoluyla ifade edebilmeleri için fırsatlar yaratılır.


Rol Dağıtım Tekniği


Kimdir Bu? Tekniği gibi öğrencilerin belirgin özelliklerini dolaylı yolla ortaya çıkarmaya yarayan bir tekniktir. Bu teknik aracılığıyla öğrenciler tanınmak istendiğinde, belli tiplerin tanınmasına yardımcı olacak bir oyun seçilmektedir.
Sınıf ya da gruba bu oyunun sahneye konulmasının düşünüldüğü söylenmekte ve oyunda yer verilmiş oyuncuların kişilik özelikleri anlatılmakta ya da oyun öğrencilere okunmaktadır. Öğrencilerden bu rollere uygun kişilerin seçilmesi istenmektedir.
Eğer imkan var ise bu rollerle ilgili yazı çoğaltılarak, yoksa bu rollerin adları öğrencilere yazdırılarak onlara her rolü tanımlayan cümlenin ya da rolü temsil eden adın önündeki boş yere bu rolleri en iyi yapabilecek öğrencilerin ad ve soyadlarının yazılması söylenmektedir. Yazdıklarını kimseye söylememeleri ve göstermemeleri konusunda öğrenciler uyarılmalıdır.
Her öğrenciye ilişkin olarak elde edilen bu bilgiler, öğrencilerin olumlu ya da olumsuz kişilik özelliklerinin tanınmasına yardımcı olmaktadır.


Sosyometri

Sosyometri; grup içindeki bireylerin birbirine karşı olan sosyal mesafelerini belirlemeye ve grubun üyeleri arasındaki etkileşim örüntüsünü saptamaya yarayan bir tekniktir.
Bir öğretmenin öğrenciyi sosyal ilişkiler içinde tanımasını gerektiren durumlar vardır. Örneğin; sınıfta öğrencilerin oturma yerlerini belirlemek isteyen bir öğretmen, onların birbirlerine yakınlık derecelerini bilmek isteyebilir. Ya da bir grup çalışması yaptıracaksa, birbirine akademik yardım sağlayabilecek öğrencileri tanıma ihtiyacı duyabilir. Öğrencinin sınıftaki yeri, arkadaşları tarafından algılanış biçimi ve benimsenme derecesi onun okula uyumunun bir göstergesi olarak öğretmeni yakından ilgilendiren hususlardır.
Bazı öğrenciler, bulundukları grup içerisinde huzursuz ya da yalnız olabilirler. Böyle bir durum, öğrencinin okuldan soğumasına neden olabilir.
Bu tekniği uygulamadan önce, hangi amaçla ya da hangi türde bilgi edinilmek istendiğine karar verilmeli ve sosyometri testte yer alacak sorular buna göre hazırlanmalıdır.


Kimdir-Bu tekniği

Bir sınıf yada grup içindeki sosyal ilişkileri ortaya çıkaran sosyometrik tekniklerden biridir. Kim bu tekniği grup içindeki bireyin kendi kendini nasıl gördüğünü ve diğer üyelerle nasıl bir sosyal ilişkiler içinde bulunduğunu ortaya çıkarır.
Kim bu tekniği uygulanırken bir dizi olumlu ve olumsuz davranışlar sıralanır. Bireyin, her davranışı yanına grup içinde bu davranışa sahip olan arkadaşlarını ve uyuyorsa kendini yazması istenir.
Davranışlar listesi kısa bir açıklama ile her davranışın yanına yeterli bir boşluk bırakılarak teksir edilir ve gruba dağıtılır. Cevaplama için boş kağıt dağıtılır, cevaplama yapılırken her davranışın yanına birden çok yazılabileceği gibi, aynı kişi değişik davranışların yanına yeniden yazılabilir. Bu teknikte olumlu ve olumsuz davranışlar listelenirken ifadeler düz cümle ya da bir soru cümlesi olarak yazılabilir.
Kim-Bu tekniği uygulamasının sonuçlarını kolayca yorumlayabilmek için toplanan bilgilerin tablolar halinde özetlenmesi ve bireyin kendini ve başkalarını hangi davranışlarda kaç kez yazdığını sayısal olarak belirlenmesi gerekir. Tablolar hazırlandıktan sonra sayısal değerlere bakılarak sonuçlar kolayca yorumlanıp açıklanabilir.
Kim-Bu tekniği uygulaması sosyometri uygulaması ile paralellik göstermektedir. Ancak; Kim-Bu tekniği bireyin grup içinde kendi kendin nasıl algıladığı hakkında önemli ipuçları verirken, sosyometri grubun sosyal yapısını daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.



Arzu listesi

Daha çok okul öncesi eğitim düzeyinde ve ilköğretimde kullanılan arzu listeleri aracılığıyla çocuk, doyurulmamış gereksinimlerini, arzularını, gerginlik, sıkıntı ve sorunlarını, ifade edemediği duygularını, güdü ve umutlarını ifade etme olanağı bulmaktadır. Uzmanlar ve öğretmenler de bu yolla çocuğu çeşitli yönlerden tanıma fırsatı yakalayabilmektedir. Arzu listeleri çerçevesinde çocuklara sorulacak sorulardan bir kaçı söyle sıralanabilir:
1-Bir dilek perisi çıkıp sizi üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?,
2-Bir uçan halıya binseydiniz nasıl bir yere gitmek isterdiniz?
3-Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?
4-Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?
Bu sorulara yeni sorular da eklenebilir. Çocuklara zaman zaman buna benzer sorular da bir veya birkaçı sorularak özgürce konuşmaları sağlanabilir. Bu soruların hepsinin bir seferde sorulması veya bu soruların mutlaka sorulması gerekmez,doğruda değildir. Öğretmenler veya uzmanlar çocukların da gelişim dönemlerini, yaşlarını dikkate alarak uygun sorular sormalıdır. Örneğin, “Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak isterdiniz?”. “Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?” sorularını okul öncesi çocuğu yerine ergenlere sormak daha yerinde olur. “Bir dilek perisi çıkıp size üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?”sorusu ise okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine sorulabilir. Sorulara okul öncesi öğrencileri sözlü,okuma yazma bilen erin veya ergenler ise yazılı olarak yanıt verebilirler. Sorulara verdikleri yanıtlar aracılığı ile çocuğun doyurulmamış gereksinimleri, arzuları, gerginlik, sıkıntı ve sorunları, ifade edemediği duyguları, güdü ve umutları, özlem ve sıkıntıları, kişilik yapısı, sosyal destek sistemi ve içinde yaşadığı koşul ve olanaklar ile algıları hakkında bilgi toplanabilir. Bu teknik aracılığıyla çocuk kendini bazı yönlerden daha iyi tanıyabilir, bir iç görü kazanabilir.


Görüşme


Görüşme,bireyi tanıma çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Belli bir amaçla yüz yüze gelen iki veya daha fazla kişinin, sözel ve sözel olmayan davranış ve teknikler kullanarak yaptıkları bir etkileşim sürecidir. Görüşmeyi yapan kimse teknik ve beceri yönünden iyi yetişmiş olabilir, görüşme konusunda uzmanlaşmış bir kişi, de olabilir.
Herkes kendi amaçları doğrultusunda farklı görüşmeler yapabilir. Öğretmen öğrencisiyle, doktor hastasıyla, danışman danışanıyla, yönetici ise işe alacağı adayıyla vs. görüşme yapabilir.
Görüşmeciler bilgi toplamak ve bireye yardım etmek amacıyla görüşme yaparken görüştükleri bireylerin giyim-kuşamı, beden dili, ses tonu ve genel davranışlarını doğrudan gözleme olanağı bulur. Görüşmenin en üstün yanlarından biri budur. Görüşmeci görüştüğü birey hakkında oldukça fazla bilgi edinebilir. Ancak burada görüşmecinin becerikli ve yetenekli olması gerekir. Daha çok bilgi elde edebilmek için açık uçlu sorular sorulmalıdır.

Gözlem

Bir kimsenin diğer bir kimse hakkında duyu organları ile bilgi edinme yolu veya bireylerin değişik ortamlarda , çeşitli davranışları hakkında onları gözleme yolu ile bilgi toplama tekniği olarak tanımlanır. Gözlem bilgi toplama aracı da diyebiliriz.
Okul öncesi eğitimde gözlem yoluyla çocukların gelişimi ve davranışları takip edilebilir.

 

                                                                                                                                             ERCÜMENT SİVRİ

                                                                                                                                            REHBER ÖĞRETMEN

 Yayın:24.01.2013 - Güncelleme:11.09.2013 - 11:13