Müdür İstenmeyen öğrenci davranışlarını konulu fikir alış verişi 25/12/2012 tarihinde okulumuzda başlamıştır.

İstenmeyen öğrenci davranışlarını konulu fikir alış verişi 25/12/2012 tarihinde okulumuzda başlamıştır.

d

SINIFTA İSTENMEYEN ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINI

ÖNLEMEYE DÖNÜK DİSİPLİN MODELLERİ

Yrd. Doç. Dr. Aynur PALA

KTMÜ, Fen Edebiyat Fakültesi Eğitim ve Sosyal Bilimler Bölümü

GİRİŞ

Son yıllarda özellikle modern toplumlarda okulda ve sınıflarda istenmeyen öğrenci

davranışlarının sınıflarda önemli bir problem olarak ortaya çktığı gözlenmektedir. Bu

konuda yurt dışında yapılmış olan araştırmalar, yaklaşık olarak öğretmenlerin %54’ünün,

öğrencilerde gözlenen davranış problemlerinin sınıftaki öğretimi aksattığını ifade ettikleri

görülmüştür Ataman (2000). Bazı  sınıflarda öğrenciler, öğrenme konusuyla ilgili olarak

öğretmenin sorularını sessizce dinlemekte ve cevaplamak üzere istekle parmak

kaldırmaktadırlar. Bu tür sınıflarda öğretmen, dersten oldukça memnun kalırken, diğer bir

sınıftaki öğretmen, bağrışmalar, gülüşmeler, öğrencilerin sınıfta dolaşmaları ve

gürültüleriyle uğraşabilmektedir. Bu tür disiplin problemleri olan sınıflardaki öğretmenler

ise kızgınlık, tatminsizlik ve stres ile mücadele etmektedir. Charles (1992), mesleklerinin

ilk üç yılında disiplin problemleriyle baş edemeyen ve mesleği bırakan öğretmenlere

rastlandığını belirtmektedir. Türnüklü (2000)  de özellikle deneyimsiz, mesleğe yeni

başlayan öğretmenlerin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarıyla baş etme konusunda

sorun yaşadıklarını ifade etmektedir. Yalçınkaya (2003), öğretmenden sınıf yöneticisi

olarak, sınıfı  öğretim için hazırlaması, sınıf kural ve süreçlerini belirleyip öğretmesi,

öğretimi düzenleyip sürdürmesi ve öğrencilerin uygun davranmalarını sağlamasının

beklendiğini belirtmektedir. 

Bu çalışmanın amacı, sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarını önlemeye yönelik

olarak gelişmiş ülkelerde yapılan sınıf içi araştırmalara dayalı olarak geliştirilen belli

başlı disiplin modelleri açıklanarak, bu davranışların önlenmesine yönelik bazı öneriler

sunmaktır. Bunun için önce davranış ve istenmeyen davranış arasındaki farkı belirtmek

gerekmektedir. Davranış, insanların sergilediği iyi ve kötü, doğru veya yanlış,  faydalı

veya faydasız, üretici veya gereksiz, fiziksel ve zihinsel hareketler olarak tanımlanabilir.

İstenmeyen davranış ise, duruma veya ortama uygun olmayan, bilinçli olarak yapılan

davranışlardır. Davranış bilimcilere göre öğretmenlerin şikayet ettikleri beş tür sınıf içi

istenmeyen davranış, önem sırasına göre şunlardır (Charles, 1992):

1- Saldırı: Öğrencilerin, öğretmen veya diğer öğrencilere fiziksel veya sözlü saldırıları.

2- Ahlaksızlık: Kopya çekmek, yalan söylemek, hırsızlık.

3- Otoriteye karşı gelme:  Öğretmenlerin kendilerinden yapmalarını istedikleri

şeylere itiraz etme.

4- Sınıf içi saygısızlıklar: Yüksek sesle konuşma, tuhaf davranışlar, sınıfta dolaşmalar.

5- Zamanı boşa geçirme: Verilen görevi yerine getirmeme, dersle ilgilenmeme,

ders dışı işlerle ilgilenme.

Sınıf içinde meydana gelen istenmeyen davranışlar, öğretmenin sınıftaki zamanın

bir kısmını bunlarla başetemek için harcamasına ve öğrenme zamanının boşa geçmesine

neden olmaktadır. Öğretmenler, istenmeyen davranışların olmadığı  sınıfları hayal

ederler, fakat böyle sınıflarla çok ender karşılaşırlar. Sınıfta birçok öğrenciyle baş etmek SINIFTA İSTENMEYEN ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINI

ÖNLEMEYE DÖNÜK DİSİPLİN MODELLERİ

172

durumunda olan pek çok öğretmen, bu görevin ağırlığı altında ezilip düş  kırıklığına

uğrayabilir. Davranış değiştirme, sadece problemli davranışların değiştirilmesi anlamına

gelmemektedir. Uygun davranışın sürekliğini sağlayan, problemli davranışın

oluşmasına fırsat tanımayan ortamların hazırlanması da bu kapsam içinde ele

alınmalıdır (Scwartz, l981). Bu durumda öğretmene düşen, öncelikle sınıfta istenmeyen

davranışların oluşmasına engel olmak, söz konusu davranışlar meydana geldiğinde de

duruma uygun yaklaşımları izleyerek, davranışın sönmesini sağlamaya çalışmaktır.

Öğrenci davranışlarını etkileyen çok fazla faktör vardır. Yiğit (2004), bu faktörleri

sınıf içi ve sınıf dışı etkenler olarak sınıflandırmaktadır. Sınıf dışı etmenler, çevre ve

özellikleri, okuldaki bireyler arasındaki uyumsuzluk ve geçimsizlik, akademik başarısızlık,

okuldaki marjinal öğrencilerin çokluğu, öğrenciler için öğrenme fırsatlarının eşit olmayışı,

öğretmenin sosyal ve akademik deneyimi olarak sıralamaktadır. Sınıf içi etkenleri ise,

öğrenme ortamının sağlıksız olması, sınıfta öğrencileri olumsuz davranışlara yönlendirebilecek öğrencilerin varlığı, öğretmenlerle ilgili öğrencilerde hakim olan yanlış inançlar,

öğretmenin öğrencinin tepkisini çekecek türden davranışları sıklıkla sergilemesini saymaktadır. 

İstenmeyen davranışların ortaya çıkmasında öğretmenin rolünün önemli olduğu

unutulmamalıdır. Bazı  eğitimciler, sınıfta gözlenen davranış problemlerinin öğrenciye

değil, öğretmene ait olduğuna inanmaktadırlar. Etkili öğretim ve öğrenme gerçekleştiren

öğretmenlerin sınıflarında öğrenciler, yaptıkları  işe ilgi duydukları için, sınıf içi

istenmeyen davranışlara daha az rastlanmaktadır. Öğretimin niteliksiz ve öğretmenin

beklentisinin düşük olduğu sınıflarda ise, öğrenciler sıkılmakta ve istenmeyen davranışlar

sergilemektedirler (Ataman, 2000). Redl ve Wattenberg (1959), öğretmenlerin  şu

psikolojik rollerinin olduğuna dikkat çekmektedirler: 

1- Ahlak, değer ve davranış açısından model olarak topluluğun temsilcisi,

2- Bilginin kaynağı,

3- Öğrenme engellerini ortadan kaldırarak ve öğrenmeye yön vererek öğrenmeye yardımcı,

4- Yanlışlıkları keşfeden dedektif,

5- Tehlike ve gerginliği azaltıcı,

6- Şefkat ve nasihat ile ana-baba gibi koruyucu,

7- Uyumu sağlayan grup lideri,

8- Güven veren arkadaş.

Bu rolleri istikrarlı yerine getiren öğretmenlerin sınıflarında olumlu bir sınıf ve

öğrenme iklimi oluşması beklenebilir. Tabii ki, bu rollerin yerine getirilmesi için ısrar ve

gayret gerekmektedir. Öğretmenler, yalnızca kendi duygularına göre davranmamalı,

kendisini öğrencinin yerine koymaya ve onların ne hissettiklerini anlamaya

çalışmalıdırlar. Öğrencilere kendilerinden ne beklendiği ve davranışlarının sonuçlarının ne

olacağı ilk derste açık olarak bildirilmelidir. Öğrencilerin istenmeyen davranışları

bilmeleri ve öğrenmeleri gerekir. Öğretmen, öncelikle öğrencilerin bu davranışları

bildiğini sanmamalı, onlarla birlikte uyulması gereken kural ve prosedürleri belirlemelidir. 

SINIF İÇİ İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN ÖNLENMESİNE

İLİŞKİN MODELLER

Sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarının önlenmesine ilişkin olarak yapılan

araştırmalara bağlı olarak bazı modeller geliştirilmiştir. Ancak söz konusu davranışların

önlenmesine ilişkin her ortamda geçerli olabilcek evrensel bir modelden söz etmek SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ 173

mümkün değildir. Bu modellerden bir kısmı  aşağıda kısaca tanıtılmıştır. Her öğretmen,

bu konuda geliştirilmiş modellerden de yararlanarak kendi sınıf yönetimi yaklaşımını

oluşturmak durumundadır. 

Redl ve Wattenberg Modeli

Redl ve Wattenberg (1959), öğrencilerin sınıf içindeki davranışlarını etkileyen

psikolojik ve sosyal faktörleri açıklamışlardır. Bu modele göre, istenmeyen davranış,

sınıfta çok çabuk olarak yayılır. Öğretmen, istenmeyen davranışa müdahale etmeden önce

yayılma potansiyelini değerlendirmelidir. Yayılma potansiyeli yüksek ise, öğretmen,

derhal duruma müdahale etmelidir. Bu konuda önerilen bazı stratejiler, göz kontağı, baş

sallama, yanına yaklaşma, mizah yoluna başvurma gibi yollardır. Eğer davranışın yayılma

potansiyeli düşük ise, davranış gözardı edilebilir, görmezden gelinebilir veya doğru

davranışın ne olduğu belirtilebilir. Öğretmen, istenmeyen davranış ortaya çıktığında, sınıf

içi etkinlikler için verilen zamanın fazla veya yetersiz olup olmadığını, etkinliğin öğrenci

seviyesine uygunluğunu ve ilginç olup olmadığını gözden geçirmelidir. 

Redl ve Wattenberg’e göre, insanlar  grup içinde, bireysel olarak davrandıklarından

farklı davranmaktadırlar. Öğretmenlerin, grup dinamiğinin farkında olması, etkili sınıf yönetimi için önemlidir. Bu modele göre şu tekniklerle öğretmen grubu kontrol altına alabilir:

Kendi kontrolünü kaybetmeme, duruma göre yardım sunma, istenmeyen davranışın altında

yatan psikolojik, zihinsel ve ahlaki gelişim gibi faktörlerin ne olduğunu değerlendirme.

Redl ve Wattenberg, öğretmenin belli öğrencilere fazla yakın davranmasının diğer

öğrencileri kıskandırabileceğini ve ödül verirken gerçekten nitelikli çalışmalara verilmesi

gerektiğini vurgulamaktadır. Bu modelde, öğrencilere kendilerinden ne beklendiği ve

davranışlarının sonuçlarının ne olacağı dersin başında çok açık ve net olarak belirtilmelidir.

Öğretmenler, yalnızca kendi duygularına göre davranmayıp, kendisini öğrencinin yerine

koyarak ve ne hissettiklerini düşünerek sınıflarında olumlu iklim yaratabilirler.

Kounin Modeli

Kounin (1977) çalışmasında, sınıfta disiplin sağlamada kaos teorisinde söz edilen

dalga etkisinin önemine dikkat çekmektedir. Kounin’e göre öğretmen, bir öğrencinin

istenmeyen davranışını düzeltince, bu durum, diğer öğrencilerin de davranışını etkiler.

Kounin’in dalga etkisi üzerindeki araştırması, ders sırasında bir gün bir öğrencinin

gazete okumasına karşı  çıktığı  sırada başlamıştır. Birden, sınıftaki diğer öğrencilerin

davranışında bir farklılık gözlemiştir. Öğrenciler, daha dik olarak oturmuşlar ve dersi

daha dikkatli dinlemeye başlamışlardır.

 Kounin’in gözlemi ona, öğretmenin uygun olmayan davranışa gösterdiği tepkinin,

bunu gören diğer öğrencilerin davranışlarını da etkilediğine inandırmıştır. Kounin, dalga

etkisinin okulun ilk günlerinde daha etkili olduğunu da gözlemiştir. Ona göre öğretmen,

istenmeyen davranış sona erinceye kadar “şunu demek istiyorum” diyerek kararlılığını

göstermelidir. Öğretmenin, her an sınıfta olup biten herşeyin farkında olduğunu

hissettirmesi gerekmektedir. Sınıfta verilen etkinliklerle meşgul olmayan öğrencilere

öğretmenin, “bugün bu iş bitecek, henüz başlamadığınızı görüyorum” demesi, onun

uyanık olduğunu gösterecektir. 

Kounin’e göre, çeşitlilik yalnızca hayatın değil, çoğu dersin de baharatıdır. Kounin,

çeşitliliğin bıkkınlığı azaltmada önemli rol oynadığını belirtirmektedir. Öğretmen, farklı

yöntem, etkinlik ve materyallerle çeşitlilik sağlayabilir.  SINIFTA İSTENMEYEN ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINI

ÖNLEMEYE DÖNÜK DİSİPLİN MODELLERİ

174

Yeni Skinner Modeli

Skinner, öğrenme konusunda davranışçı teorinin temsilcileri arasında yer alır.

Kendisi bir okul ve sınıf disiplin modeli önermemiştir. Diğer yazarlar, (Sharpley, 1985;

McIntyre, 1989; Macht, 1989) onun öğrenmeyle ilgili ileri sürdüğü görüşleri, yeniden

yorumlamışlar, okulda ve sınıfta öğrenci davranışlarının kontrol edilmesine uyarlamışlardır.

Skinner’e göre davranış değiştirmede izlenecek temel  yol ödül-ceza yöntemidir.

Ona göre sistematik olarak ödüllendirilen davranış, öğrencilerin istenen yönde

davranışlarını şekillendirmektedir. Öğretmen, istenen davranışı ödüllendirirse, öğrenci

aynı davranışı tekrar etme eğilimi gösterir. Öğretmenler, öğrencilerin olumlu

davranışlar geliştirmeleri için sözlü yorum, yüz ifadeleri, mimik, gülümseme, hoş söz,

not ve yıldız gibi ödül ve pekiştireçler vererek ilgi ve çabayı artırabilirler. 

Ödüllendirilmeyen, göz ardı edilen ve ceza verilen davranış ise zayıflar ve söner.

Ceza, istenmeyen davranışın yok olması için olumlu pekiştireçlerden daha çabuk

etkisini gösterir. Fakat cezanın davranışı bastırırken, eğitim hedeflerini zedeleyen

yönleri gözardı edilmemelidir. Ceza, öğrencilerde olumsuz duygular geliştirebilir ve

öğretmene karşı soğukluk, düşmanlık gibi duyguların gelişmesine neden olabilir. Bu

modele göre de, öğretmenlerin, öncelikle kurallar ve davranışların sonuçları hakkında

öğrencilere açık ve net bilgiler, yönergeler vermesi gerekmektedir. 

Ginott Modeli

Ginott (1971) çalışmasında daha önceki araştırmalarında vurguladığı yetişkin ve

gençler arasındaki iletişime yönelik tavsiyelerini sınıf içine uyarlamıştır. Ginott’a göre,

disiplin, bir dizi küçük zaferlerden meydana gelir ve disiplini sağlamada en önemli

faktör öğretmendir. Öğretmen, öğrencilerinde görmek istediği davranışlar için öncelikle

kendisi iyi bir model olmalıdır. Ginott, öğrenci istenmeyen bir davranış sergilediğinde

öğrencilere kesinlikle “aptal”, “tembel”, “sorumsuz” gibi kelimeler kullanmak yerine,

doğrudan davranış üzerinde yoğunlaşarak durumla ilgili “ben mesajları” (ben hayal

kırıklığına uğradım, ben kızgınım gibi) göndermesi gereğini vurgulamaktadır. 

Dreikurs Modeli

Dreikurs’a (1982) göre öğrencilerin karşılamak istedikleri bazı temel gereksinmeleri

vardır. Öğretmenin sınıf içi süreçlerde bunları dikkate alması gerekir.  İstenmeyen

davranışlar, tanınmak, dikkat çekmek, güç aramak, intikam almak ve yetersizlik

göstermek gibi hedeflere ulaşmak için yapılan girişimler olarak görülmelidir. Öğretmen,

bunları fark etmeli ve bunlarla baş edebilmelidir. Bazı insanlar, disiplin sağlamayı,

çatışma veya davranış bozukluğu karşısında cezalandırma olarak düşünebilir. Çocuklar

ise, genelde disiplini, yetişkinlerin koyduğu, kurallarını anlamadıkları karmaşık bir oyun

olarak algılar. 

Dreikurs, otokratik, serbest bırakıcı ve demokratik olmak üzere üç tip öğretmen

modeli olduğunu öne sürmektedir: Bu öğretmenlerin özellikleri ise şunlardır:

a) Otokratik öğretmen: Otokratik öğretmenler, genellikle sınıfa takım elbise ve

kravatlı girer, etrafa soğukça bakar ve öğrencileri selamlamadan derse başlar. Soru

sormaya cesaret eden öğrenciyle dalga geçer. Bu gibi öğretmenler, sınıf kontrolünün

kendi elinde olduğu hissini vermeye çalışır. Bu durum ise istenmeyen davranışların

oluşmasına neden olur. Öğrenciler, otorite figürünü reddetme eğilimi gösterir.

Kendilerine insan gibi davranılmasını ister ve demokratik atmosfer ararlar. SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ 175

b) Serbest bırakıcı  öğretmen: Serbest bırakıcı  öğretmenler, sınıfa girer girmez

gülümser. Sınıfta dolaşan öğrencilere hiç aldırış etmezler. Bu gibi öğretmenler etkisizdir.

Bu ortamda yaşayan öğrenciler, toplum içinde kurallara uyma gereğini ve kuralları

çiğnemenin bir sonucu olduğunu öğrenemezler. Ne zaman, ne isterlerse yapabileceklerine

inanırlar. 

c) Demokratik öğretmen: Demokratik öğretmenler, sınıfa girer girmez öğrencileri

selamlar, herkesin oturmasını ister ve herkesin dikkati toplanıncaya kadar bekler.

Arkada dolaşan öğrencilere, kendilerini gördüğünü belirten sinyaller gönderir. Kuralları

belirlerken öğrenci görüşlerini alır, öğrencilerin istenmeyen davranış sergilediklerinde

sonuçlarına katlanacaklarını belirtir. 

Jones Modeli 

Jones’in disiplin modelinin temel kaynağı, öğrencilere kendilerini kontrol etme

yönünde destek sağlamaktır. Jones (1979), tipik bir sınıfta öğretmenlerin, öğretim zamanının

yaklaşık % 50’sini, görevi yapmayan veya diğer öğrencileri rahatsız eden öğrencilerle

uğraşarak geçirdiklerini ileri sürmektedir. Başılca istenmeyen davranışlar ise, izin

almadan konuşma, gürültü yapma, başkasının yerine oturma gibi genel davranışlardır. 

Öğretmen, sistematik olarak vücut dilini etkili kullanarak, öğrenciyi cesaretlendirerek

ve bireysel yardım sunarak zaman kaybını önleyebilir. Etkili vücut dili, vücudun duruş

şekli, göz kontağı, yüz ifadeleri, sinyal gönderme, fiziksel yakınlık ile sağlanabilir.

Öğrenciyi işe yoğunlaştırma, uygun davranmasını teşvik etme, motive etme öğrencinin iyi

davranmasına yardımcı olur. “Hepiniz 45 dakika veya daha az zamanda işi bitirirseniz,

son 10 dakika arkadaşlarınızla konuşma hakkı kazanacaksınız.” gibi sözlerle cesaret

verilebilir. Öğretmenler, öğrencilere bireysel yardım sağlarsa, onlar da işi tamamlamaya

daha fazla yöneleceklerdir. 

Canter Modeli

Canter (1976) modelinin esası, öğrencilerin sorumlu davranışlar sergilemesi gereği

üzerinde yoğunlaşmaktadır. Aile ve toplum için bu  şarttır. Öğretmenler, disiplini

sağlamak için ilk derste beklenti ve duygularını açıkça belirtmeli, belirlenecek sınıf

kurallarını bir yere asmalı ve bu konuda ısrarlı davranmalıdırlar. 

Canter, öğretmenin başarısızlığının sebebini, disiplini sağlamadaki başarısızlığı

olarak görmektedir. Canter, disiplini sıkı kontrol ve öğrencilere insanlık dışı davranma

değil, insancıl öğrenme ortamı sağlayarak, psikolojik güvenlik ve yetenekleri genişletecek

bir gereksinim olduğunu savunmaktadır. 

Glasser Modeli

Glasser, 1985 öncesi ve sonrası olmak üzere iki disiplin modeli ortaya atmıştır

(Glasser 1990). 1985 öncesi modelde, sınıf kuralları, davranışlar ve disiplin konularıyla

ilgili toplantıların etkili olacağını savunmaktaydı. Glasser, sınıf kurallarının kaçınılmaz

ve kuralara uyma konusunda kararlılığın  şart olduğunu belirtmektedir. Öğretmenler,

öğrencilere iyi seçenekler sunmalı ve sorumluluklar vurgulanmalıdır.

Glasser, 1985 sonrası modelinde kalite konusunda yoğunlaşmaktadır. Glasser’e göre

okullarda çok az sayıda öğrenci yapabileceklerinin en  iyisini yapabilmektedir.

Öğrencilerin çoğu ya düşük nitelikteki çalışmayla ya da hiç çalışma yapmadan tatmin SINIFTA İSTENMEYEN ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINI

ÖNLEMEYE DÖNÜK DİSİPLİN MODELLERİ

176

olabilmektedir. Ortaokul öğrencilerinin yarısından azı  öğrenmek için çaba göstermekte

istekli davranmaktadır. Yapılması gereken şey, öğretimi iyileştirmektir. Nitelikli çalışma

için müfredatta ve materyalde çok az değişiklik yapmak gerekmektedir. Kalitenin artması

için öğretmenlerin öğretme yöntemlerini değiştirmeleri gerekmektedir. 

SINIFTA DİSİPLİNİ SAĞLAMA VE İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN

ÖNLENMESİNE İLİŞKİN BAZI ÖNERİLER

Sınıf içi istenmeyen davranışların çözümüyle ilgili çok farklı görüşler ortaya atılmıştır.

Davranışçı yaklaşımda, öğrencinin olumsuz davranışları ödül ya da ceza verilerek

çözülmeye çalışılmaktadır. 1970’lerden sonra önem kazanmaya başlayan insancıl, öğrenci

merkezli yaklaşımlar ise, temel olarak kişinin psikolojik özü, gereksinimleri ve

yetenekleriyle ilgilenmektedirler. Bu yaklaşımlar, çocuk gelişimini artırıcı ve kısıtlayıcı

olarak herhangi bir ceza ve ödüllendirme sisteminin kullanılmasına karşıdırlar. Bu öğrenci

merkezli yaklaşımlarda, öğrencilerin kendi davranışlarından sorumlu olmaları, karar

verme, denetleme ve değerlendirme gibi becerileri kazanmaları amaçlanmaktadır.

Öğrencide sorumluluk bilincinin gelişmesi, dışsal kontrole gerek kalmadan sorunlarını

çözme becerisini kazanmasına yardımcı olacaktır (Queen ve Blackweldet, 1974). 

Curwin ve Mendler (1998), sınıflardaki baş edilmesi zor öğrencilerin disiplin

problemlerini önlemek üzere öğretmenlere şu önerileri sunmaktadır:

1- Hiperaktif öğenciler: Kendinize yakın oturtunuz. Ders esnasında hareket

edebilecekleri alanın sınırlarını çiziniz.

2- Dikkati çabuk dağılan öğrenciler: Duvar kenarına oturtunuz.

3- İş yapmak istemeyen öğrenciler: Yapılacak işlerin listesini zaman limiti ile

birlikte yazınız ve sırasının üzerine yapıştırınız. Yaptıkları işin yanına (+) koyunuz.

4- Hafızası zayıf öğrenciler: İşi küçük parçalara ayırınız. Talimatları en fazla ikişer

ikişer veriniz. 

5- Motivasyonu düşük öğrenciler: Her bir gelişmeyi kaydetmek üzere bir tablo

hazırlayınız. Her yeni öğrendikleri şeyi tabloya kaydediniz. 

Başar (2001), öğretmenin, öğrencinin yanlış davranışlarının kaydını tutarak değişim

ve gelişiminin izlenmesini, gerektiğinde aile ve okulu bilgilendirmeyi ve sınıf içinde

sıkıntı yaratan durumlarda yalnız uğraşma yerine, okul yönetimi ve aile ile yardımlaş-

mayı önermektedir. 

Bryson (1998), öğretmenin ilk derslerinde gülme konusunda dikkatli davranması

gereğini vurgulamak üzere “Noel tatiline kadar gülmeyiniz, eğer Einstein gülseydi, 20.

yüzyılın en büyük formülü E = mc

2

 değil, ER + P = C, şeklinde olacaktı” örneğini vermiştir.

(ER: Early Relaxtion = Erken rahatlama, P: Pupils = Öğrenciler, C: Chaos= Karmaşa).

Aşağıda ilgili literatür taraması sonucunda, öğretmenlere sınıf içi istenmeyen öğrenci

davranışlarının önlenmesine ilişkin bazı öneriler sunulmuştur.

1- Öğretmen, kendisinin kontrolünü kaybetmemelidir. Öğretmen, ders sırasında

bireysel olarak istenmeyen davranışı gösteren öğrenci veya öğrencilerle tartışmaya

girmemelidir.  İstenmeyen davranışı sergileyen öğrencilerle sınıf dışında konuşmak

üzere ayrı bir zaman ayırmalıdır. SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ 177

2- Problem çok ciddi boyutlara ulaşmadan duruma müdahale etmelidir.

Zamanlama çok önemlidir (Göz kontağı kurma, kaşını çatma, baş sallama, yanına

yaklaşma, mizahla yaklaşma vb.).

3- Öğrencinin iyi davranışı ödüllendirilmeli; ödül kişiye değil, yapılan işe

verilmelidir. Örneğin, iyi bir kompozisyon yazan öğrenciye “sen iyi öğrencisin” yerine

“yazdığın kompozisyon  şu bakımlardan güzel” gibi.  İstenmeyen bir davranış ortaya

çıktığında, davranışın altında yatan faktörler araştırılmalı, kızgınlık ve cezanın öğrenciyi

üzeceği ve huzursuz edeceğini gözönünde bulundurarak, davranış giderilmeye

çalışılmalıdır. 

4- Öğretmenin, bir öğrencinin sergilediği istenmeyen davranışa müdahale etmesi

(göz kontağı kurma, yanına yaklaşma vs.), yakın arkadaşlarının da davranışlarını

düzeltmelerine neden olabilmektedir. 

5- Öğretmen, bir davranış bozukluğu karşısında “şunu demek istiyorum” diyerek

sonuna kadar kararlı olduğunu vurgulamalıdır. 

6- Öğretmen, öğrencilerinde görmek istediği davranış için model olmalıdır.

Örneğin, öğrencilerden derse geç gelmelerine müsaade etmeyen öğretmenin kendisinin

de derse zamanında gelmesi gibi. Öğretmenin tavır ve tutumunun dersin akışını bozan

davranışları en aza indirmede en önemli faktör olduğu göz ardı edilmemelidir. 

7- Öğretmene karşı olumlu tutum, öğrencinin davranışında etkili olmaktadır.

Öğrencilerin öğretmene karşı tutumu olumlu olan sınıflarda, öğrenme ve motivasyonun

yüksek, istenmeyen davranışların ortaya çıkma olasılığının ise düşük olması beklenir. 

8- Öğretmen, her an, sınıfta olan her  şeyden haberi olduğunu hissettirmelidir.

“Bugün bu iş bitecek, henüz başlamayanlar var” demesi, öğretmenin uyanık olduğunu

gösterecektir.

9- Öğretmen, aynı anda birden şeyle ilgilenme becerisi göstermelidir. Örneğin bir

öğrenciye yardım ederken, sınıfın başka tarafında konuşan bir öğrenciyle göz kontağı

kurarak sinyal göndermesi gibi. 

10- Öğretmen, detaylara çok fazla zaman ayırmamalıdır. Örneğin, matematik dersinde

öğretmenin problemi çözen bir öğrenciye, “satır aralığını fazla ver, problemin numarasını yazmayı unutma” demesi, öğrencinin dikkatinin dağılmasına neden olacaktır. 

11- Bıkkınlık, dikkatin dağılmasına neden olur. Sıkıntı hissedilince öğretmen,

etkinliği değiştirmelidir. Çeşitlilik, yalnızca hayatın değil, dersin de baharatıdır.

12- Öğretmen, öğrencinin karakteriyle değil, durumla ilgili “ben” mesajları

vermelidir. Örneğin, “sen çok konuşuyorsun” yerine, “senin konuşman benim dikkatimi

dağıtıyor” gibi.

13- İyi bir sınıf disiplini için vücut dili çok önemlidir. Yüz ifadesi, öğrencilere çok

şeyler ifade eder: Coşku, ciddiyet, hoşlanma, değer verdiğini hissettirme vb.

14- Öğretmen, istenmeyen davranış konusunda öğrencilere ne hissettikleriyle ilgili

konuşma fırsatları tanımalıdır.

15- Öğrencilere kesinlikle “aptal”, “tembel”, “sorumsuz” gibi kelimeler kullanmamalıdır.  SINIFTA İSTENMEYEN ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINI

ÖNLEMEYE DÖNÜK DİSİPLİN MODELLERİ

178

16- Öğretmen bütün öğrencilere eşit davranmalıdır. Öğretmenin bazı  öğrencilere

daha yakın davranması, diğer öğrencilerin onları kıskanmalarına neden olabilir. 

17- Öğretmen, bütün öğrencilere sorumluluk vermelidir. Örneğin bir soru

sorulduğunda, herkesin cevap yazması gereği belirtilerek, daha sonra herhangi bir

öğrencinin adının söylenmesi gibi.

SONUÇ

Sınıflarda istenmeyen öğrenci davranışlarını azaltmak için öğrencilerin kendilerine

güven duymalarını sağlamak ve akademik başarılarını yükseltmek gerekir. Öğrencileri

başarılı  kılmak için, öğretmenin, grubun hazır bulunuşluk düzeyine uygun, ulaşılabilir

hedefler belirlemesi, başarı için fırsatlar yaratması ve eğitim araçlarıyla konuyu ilginç

ve anlaşılır kılması gerekir. Öğrencinin, kendisine güven duygusu, öğretmenin

öğrenciyi kabullenmesi ve başarıyla güçlenmekte, başarısızlık ve red edilmeyle

zayıflamaktadır. Bu bakımdan öğretmenin, öğrenciye devamlı bireysel ilgi göstermesi

gerekir. Çoğumuz geçmişe baktığımızda hayran kaldığımız ve hoşlandığımız

öğretmenlerin, bizimle ilgilenen, bizi bilgilendiren ve cesaretlendiren, gösterdiğimiz

başarıdan memnun kaldığını ifade eden öğretmenler olduğunu fark edebiliriz. 

Sonuç olarak, sınıfta istenmeyen davranışın baş göstermemesi için önlem almak,

davranış ortaya çıktıktan sonra onunla baş etmekten daha kolay olduğu

unutulmamalıdır.  İstenmeyen davranışla başetmede, uygun bir yol izlemek için,

öncelikle sorunun ne olduğu, öğrenciyle görüşülerek çok iyi anlaşılmalıdır. Daha sonra,

bu sorunun çözüm yolları aranmalıdır. Yukarıdaki öneriler doğrultusunda,

öğretmenlerin sınıf içi istenmeyen davranışları önemli ölçüde azaltması ve öğrenmeyi

en üst düzeye çıkarması beklenmektedir. 

KAYNAKLAR

ATAMAN, A. (2000).  Sınıf  İçinde Karşılaşılan Davranış Problemleri ve Bunlara

Karşı Geliştirilen Önlemler, Küçükahmet, L. (Editör). Sınıf

Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar, 171-191. Ankara: Nobel Yayınları. 

AYTEKİN, H. (2000). “Sınıf Yönetimi ve Disiplinle  İlgili Kurallar Geliştirme ve

Uygulama”, Küçükahmet, L. (Editör). Sınıf Yönetimi, 71-81.

Ankara.Nobel Yayıncılık

BAŞAR, H. (2001). Sınıf Yönetimi. (5. Baskı), Ankara: Pegem A Yayıncılık. 

BYRSON, J. (1998). Fffective Classroom Managemet. London: Hodder & Stoughton.

BRYSON, J. (2004).  Effective Classroom Management: Great Britain: Hodder and

Stougton.

CANTER, L. (1976).  Assertive Discipline: A take-charge approach for today’s

educator. Seal Beach, CA: Canter and Associates. 

CHARLES, C.M. (1992). Building Classroom Discipline: From Models to Practice.

(4. Baskı) London: Longman.

CURWİN, R., ve MENDLER, A. (1998).  Discipline with Dignity. Alexandra, VA:

Association for Supervision and Curriculum Development. SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ 179

DREİKURS ve diğerleri (1982). Maintaining Sanity in the Classroom: New York:

Harper and Row.

GORDON, T. (1996). Etkili Öğretmenlik Eğitimi. İstanbul: Sistem Yayıncılık.

GİNOTT, H. (1971). Teacher and Child. New York: Macmillan.

GLASSER, W. (1990). The Quality School: Managing Students Without Coercion.

New York: Harper and Row.

JONES, F. (1979).  The gentle art of classroom discipline. National Elementary

Principal, 58, 26-32.

KOUNİN, J. (1977). Discipline and Group Manegement in Classrooms. New York:

Holt, Renehart ve Winston.

MACCHT, J. (1989). Managing classroom behaviour: An ecolological approach to

academic and social learning. White Plains, NY: Longman.

MCINTYRE, T. (1989). The behavior management handbook: Setting up effective

behavior management systems. Boston: Allyn ve Bacon.

QUEEN, J.A., MALLEN, P.L. (1974).  Responsible Classroom Management for

Teachers and Students, Printice-Hall Inc.

REDL, F. ve WATTENBERG, W. (1959). Mental Hygiene in Teaching. New York:

Harcourt, Brace and World. 

SHARPLEY (1985).  Implicit rewards in the classroom. Contemporary Educational

Psychology. 10, 349-368

SCHWARTZ, F. (1981). Supporting or subverting learning: peer group patterns in

four tracked schools. Antrolopology and Education Qarterly, 12, 2:99-

120.

TÜRNÜKLÜ, A. (2000). Sınıf içi Davranış Yönetimi, Eğitim Yönetimi, 21, 141-152.

YALÇINKAYA, M. (2003) Sınıf İçi İstenmeyen Davranışları ve Yönetimine İlişkin

Stratejiler. Sınıf Yönetimi. (Editör: Üre, Ö.): Konya. Mikro Yayınları.

YİĞİT, B. (2004).  Sınıfta Disiplin ve Öğrenci Davranışınnı Yönetimi. (Editörler:

Şişman,  M.  Ve  Turan,  S.)  Sınıf Yönetimi. s. 155-179. Ankara: Pegem A

Yayıncılık.

 Yayın:25.12.2012 - Güncelleme:25.12.2012 - 22:28